Levent Uçkan ile İyilik Üzerine...

Yazan  Muhammed Kâmil Yaykan Cuma, 02 Kasım 2018 15:50
Öğeyi Oyla
(2 oy)

İmamlık toplum önderliğidir. Ancak bu önderlik dikte ile değil gönül dili ile olmalıdır. İmam, çevresini mutlu edendir. Bu konu ile söyleşimize başlayalım isterseniz.

Tebliğ ve irşatta asıl sermayenin, yetişmiş insan olduğu kanaatindeyim. Resulüllah’ın pek çok bölgeye İslamlaşma sürecinde gönderdiği en kıymetli unsur sahabilerdi. Muhatabı, alt edilecek bir rakip değil; kendine nasip olan bir rızkın, hidayetin, nimetin (İslam’ın) paylaşılacağı bir kardeş olarak gören bu ruh hâlinin etkileyip dönüştüremeyeceği hiçbir ruh yoktu. Varisi olduğumuz bu misyonu en iyi formüle eden ifadenin “kâl’den öte hâl dili ile muhatabın gönlünü feth” olarak özetleneceğini söylemek isterim. Pek çok soru ve kuruntu ile Resulüllah’a gelen nice muhatabın, kalp ve zihin dünyasındaki bu kalabalık bagaj, Resul’ün evinin perdesi aralanıp içerdeki mütevazı görüntüyle karşılaşılınca ya da Resul’ün, arkadaşlarına su dağıtan, onları en iyi şekilde ağırlamaya çalışan bir fiiline şahit olunduğunda yok olup gidiyordu. Yüzyıllarca farklı coğrafyalara şahsi eşyalarını taşıdıkları yüklükleri dışında bir dünyalık olmaksızın giden ön tebliğ erlerinin, imanlarıyla mutabık amelleri dışında bir sermayeleri de yoktu. Bu sermayesi zayi olanın nesi olsa boş idi.

Rehabilite çalışmalarınızla tanınıyorsunuz. Bu çalışmaları ve çalışmaların mahiyetini sizlerden dinlemek isteriz.

Cami, yüzyıllarca bütün insanların sığınağı olmuş. Allah’ın evinde ve kapısında, “acz” ile gelene “Neden düştün?” diye sorulmamış. Nasıl kalkacağına dair yol gösterilmiş. Caminin bu kapısının ebeden açık olması önemli. Bağımlılıkla mücadele, parçalanma aşamasına gelen ailelere rehberlik, evlilik öncesi gençlere geniş anlamda sağdıçlık, kurgu sorularla savrulan öğrencilere büro faaliyetleri, hayatın yılgıları ile örselenmiş farklı yaş dilimlerindeki insanımıza yarenlik… Camimizin İmam odası, randevu usulü ile görüşmeler yaptığımız ve yukarda saydığımız muhataplıkların oluştuğu bir mekândır. Yaklaşık on yıldır yüzlerce insanımıza farklı konularda randevu usulüyle detaylı görüşmelerle rehberlik yapmaya gayret sarf ettim. Bu muhataplıklar içinde onlarca bağımlı kardeşim de oldu. Hekim yönlendirmelerini, randevularını ve takiplerini yaptığım, yatılı tedavileri sonrasında ilaç kullanımlarını bizzat takip ettiğim kardeşlerim oldu. Yatılı hastane süreçleri sonrasında dirençlerini arttırmaya çalıştım. Aşevi, giyim, banyo gibi şahsi bakımlarına katkılar sunarak Cami ile ilişkilerinin devamına gayret sarf ettim. Metropolde örselenen ailenin, mahallenin vb. sosyal tutamakların olmadığı yerde “Yaşayan Cami”yi bağımlılar başta olmak üzere tüm kardeşlerimiz için bir tutamak olarak işletmeye çalıştım. İmam odasının randevu ile görüşülen bir büro olarak işletilmesi ile camiyi namaz merkezli kullanan cemaat dışında apayrı bir cami cemaati oluştu.

Eğitim-öğretim hususunu ayrıca konuşmak isteriz. Bu alandaki çalışmalarınız nelerdir?

“Diyanet Üniversite Evleri” projesi 2012 den itibaren Hasanpaşa Cami'mizde uygulanan bir proje. Bugün Kadıköy Müftülüğü himayesinde 300 üniversite öğrencisine barınma desteği dışında kültürel gelişim desteği de vermekteyiz. Okullarından mezun olurken İstanbul kültüründen ve Diyanet İşleri Başkanlığımızın yayımladığı eserlerden örülen bir entelektüel programdan da mezun olmakta bu gençler. Bu öğrenci çalışmasının, bölgesel ve birkaç meslek grubuna has bir çalışma olarak körelmemesi için her ilimizden ve farklı fakültelerimizde okuyan öğrencilerimizden alım yaparak ülkemizin geleceğine anlamlı bir katkı sağlıyoruz. Bu öğrencilerimizin lise ve ortaokul etütlerine katkı yapmaları mahallemizi olumlu anlamda etkiliyor. Üniversite öğrenci evleri, yüksek sayıda öğrenci barındıran yurtlara nazaran öğrenciye daha derinlikli dokunabildiğimiz alanlar oluşturuyor. Bu evlerde cami kültürü ve ümmet bilinciyle motive edilen gençler, camilerimizin faaliyetlerinde; ayrıca kurdukları kulüpler ile üniversitedeki diğer arkadaşlarına da İslam’ın doğru bir dil ve yorumla aktarılmasında etkin rol oynuyorlar. Diyanet Evlerinde kalan bu mütevazı sayıdaki gencimiz aracılığıyla kampüste çok daha büyük öğrenci kitlelerine ulaşabiliyoruz.

Size göre iyiliksever olmanın koşulu nedir? İnsan nasıl iyiliksever olur?

İslam’ı bir kelime ile özetlemem istense; “Kim verir, sakınırsa ve en güzeli doğrularsa ona kolay yolu daha da kolaylaştırırız… (Leyl, 92/5-7.)” ayetini okurum. Din algım; diğerkâmlık ve vermek, faydalı olmak, iz bırakmak üzerine kuruludur. “Ümmetim” diyerek yaşayan ve vefat eden Efendimizden öğrendiğim temel ilke ümmet için üretmek ve faydalı olmaktır. İnsan olarak mezun olmaya çalıştığım bu hayatta insanlaşma serüveninin en kestirme ve güvenli yolunun, başkasının yüzünde aranan mutluluk olduğuna inanıyorum. Yer ehline merhamet edersek inşallah merhamet olunacağız kuralıyla gayret etmeye çalışıyorum.

Caminin toplum hayatındaki yerinden hareketle “24 Saat Açık Cami” projenizden de bahsedelim.

2015 Ocak ayında başladığımız bu uygulamaya kısa bir süre ara vermek zorunda kaldık ne yazık ki. Projenin temel iddiası, “Yaşayan Cami” prototipini üretmek idi. Yaşayan Cami, sadece namaz için kullanılan bir cami olmayacaktı. Gerek cami cemaatinin gerekse cami alışkanlığı olmayan mahallelinin farklı konularda ihtiyaçlarını karşılamak üzere yapılandırmayı denedim. “Çocuk, genç, yaşlı, kadın, erkek, namaza devamlı olarak gelen ya da gelemeyen her kesimin camisi nasıl kurulabilir?” sorusu çevresinde bir Ar-Ge idi. Sokak insanlarının namaz vakitleri dışında cami alt katında barındırılması; her gece 21.00-04.00 arasında bin kişiye yetecek çorbanın parklarda kalan çocuklara dağıtılması; akşam etütleri için açık tutulan 1.500 kitaptan oluşan cami kütüphanemiz gibi hizmetler bunun neticesinde ortaya çıktı. Aslına bakarsanız hayatın, “cami merkezli” yapılandırılması, ülkemizde yüzlerce din görevlimizin yıllardır hasretini çektiği, üzerinde çalıştığı bir konu. Camilerini bir dershane gibi etüt merkezlerine çeviren, itikaflar dışında cami kampları ve gençlik merkezleriyle çok büyük hizmetler veren isimsiz kahraman hocalarımız var. Başkanlığımızın Cami Hizmetleri Daire Başkanlığı bünyesinde örnek camiler ve yeni hizmet çeşitlerini tanıma/tanıtmaya yönelik tecrübe paylaşımı toplantıları 24 saat açık cami ve camilerimizin daha etkin kullanımıyla ilgili ufuk açmaya devam ediyor. Bizler şu anda İstanbul Müftülüğü Gençlik Koordinatörlüğü şemsiyesinde “Camilerimizi hayatın merkezinde daha etkin nasıl işletebiliriz?” konusunda bir çalıştay hazırlığı içindeyiz. Nasip olursa Başkanlığımıza bu konuda detaylı bir sonuç metni sunmayı planlamaktayız

Hasanpaşa Camii’nin sosyal imkânlarını bizlere anlatır mısınız?

Cami ekibimizde en büyük sermayemiz elliye yakın kadın/erkek Diyanet gönüllümüz. Bir hayra davet edildiklerinde koşarak giden bu insanlarımıza müteşekkiriz. Bunun dışında beş yüz kadar hayırseverimiz var. Bu insanlar sadece mahallemizde ikamet etmiyorlar. Farklı ilçelerden cami hizmetlerine gönül vermiş hayırseverlerimiz var. Günlük 350 kişilik akşam yemeği ve 1.000 kişilik çorba çıkaran bir aşevimiz mevcut. Camimizin fiziki imkânları çok sınırlı. Restorasyonu hasretle bekleyen 120 yaşında tarihî bir mahalle camisiyiz.

Bu faaliyetleri gerçekleştirmek ciddi bir mesai ve efor istiyor. Zorlandığınız, enerjinizin tükendiğini hissettiğiniz ve bu çabalarınızı nihayete erdirmek istediğiniz oldu mu? Bu düşüncelerin üstesinden nasıl geldiniz? Kendinizi nasıl motive ettiniz?

Yorucu bir faaliyet sonrasında asla bir daha böyle bir şey yapmayacağım sözünü yakınlarım ve çalışma arkadaşlarım çokça duyarlar. Lakin bir ihtiyaç kulağıma geldiğinde; “Bu sesi bana Rabb’im duyurdu.” diye itikat ederim. O konuda ne yapabileceğimizi gönüllü arkadaşlarla konuşuruz. Çoğu kez de ne olduğunu anlamadan kendimizi işin içinde buluruz. Umarım ve dua ederim ki bu hâl üzere devam ede…

1971’de Üsküdar’da dünyaya gelen Levent Uçkan; 1989’da Üsküdar İmam Hatip Lisesinden, 1995’te ise Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu. Üsküdar Ahmediye Kur’an Kursunda hafızlığı ikmal eden Uçkan, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Kelam alanında yüksek lisansını tamamladı. 1998-99 yıllarında Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde meslek dersleri öğretmenliğinin yanı sıra 1995-2006 yılları arasında çeşitli sivil toplum kuruluşlarında yöneticilik ve eğitim danışmalığı yaptı. 2007’den bu yana Başkanlığımız personeli olarak çalışma hayatına devem eden ve 2018 yılında Türkiye Diyanet Vakfı tarafından İyilik Ödülü’ne layık görülen Levent Uçkan evli ve üç çocuk babasıdır.