Mutlu Evliliğin Anahtarı: Sağlıklı İletişim

Yazan  Binay Bilge ANNAK | Uzman Psikolog Salı, 03 Temmuz 2018 09:54
Öğeyi Oyla
(6 oy)

Evlilik nedir?” sorusuna verilebilecek en güzel yanıt “Evlilik bir takım oyunudur.” olurdu. Siz hayata yalnız olarak değil, eşinizle beraber devam etmeyi seçtiniz. Hayat karşısında tek başınıza değil, eşinizle birliktesiniz. Eşinizi hayat arkadaşlığı için seçmekteki amacınız ve evliliğinize dair beklentilere ulaşma çabanız sizi bir takım yapar. Takımın başarılı olması, oyuncuların çabalarıyla ve birlikte hareket etmeyi öğrenmeleriyle mümkündür. Ancak bazı çiftler evlendikten sonra aynı takımın oyuncusu olduklarını unutarak sanki karşı takımın oyuncusuymuş gibi davranmaya başlayabiliyorlar.

Verdiğim eğitimlerde “Bir arkadaşınız yanınıza geldi ve iki ay sonra evleneceğini söyledi. Arkadaşınıza nasıl bir tavsiyede bulunursunuz?” diye sorduğumda; “Aman ha! Ben yandım sen yanma.” diyen de var “Sevgi kadar saygı da önemli.”, “Evlilik sabır işi.”, “Gerçekçi beklentilere sahip ol.”, “Aile ol ama kendini de ihmal etme.” diyen de…

Siz ne derdiniz? Arkadaşınıza ve çevrenizdekilere nasıl bir öneride bulunurdunuz? Peki, evlilik konusunda eşiniz ya da nişanlınızın önerisi ne olurdu? Ya da siz onun ne söylemesini isterdiniz? Eşinizle bu konudaki görüşleriniz birbirinden farklı mı? Farklıysa ne ölçüde farklılaşıyor? Eşinizin ve sizin evlilik tanımınız ve evlilikten beklentileriniz ne kadar örtüşüyor?

Geçmişte seyrettiğimiz ve tekrar yayınlansa defalarca seyredeceğimiz sinema filmlerini ve dizileri hatırlamaya çalışalım. Bu yapımların hepsinde ortak payda; zorluklara karşı birlikte mücadele eden, birbirini seven aile bireylerinin yer alması; kişiler arası ilişkilerde sevgi, saygı, sabır, hoşgörü, merhamet, diğerkâmlık gibi değerlerimizi barındırmasıdır. Biz evliliğimizde bu değerlere yeterince yer ve önem veriyor muyuz? Yeterince önem veriyorsak neden zaman zaman evliliğimizde sorunlarla karşılaşıyoruz?

Bencillik, çevre baskısı, evlilikten gerçek dışı beklentiler, eşlerin birbirlerine olan bağlılıklarında eksiklik ve birlikte yeterince vakit geçirmemek evliliklerde problem yaşanmasına neden olabiliyor. Bu problemlerin çoğu sadece sağlıklı iletişimle çözülebilecek nitelikte problemlerdir.

İletişim; kişinin, yaptığı, yapmadığı, söylediği ve söylemediği her şeyi içerir. Peter Drucker, “İletişimde en büyük beceri, söylenmeyeni duyabilmektir.” der. Yani birini dinlerken sadece ne söylediğini değil, neyi söylemediğini de anlamaya çalışmak gerekir. Bazen çiftler arasında bir sessizlik yaşanır? Peki, sessizlik ne anlatır? “Seninle ilgilenmiyorum.”, “Senden sıkılıyorum.”, “Sana öfkeliyim.” “Sana kızgınım.”, “Ne söylesem boş.” Bu nedenle evlilikte eşimizin söyledikleri kadar söylemediklerini duymaya, onu anlamaya ve kendimizi anlatmaya çalışmalıyız.

Mevlana, “Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguyu paylaşanlar anlaşır.” derken iletişim için sadece konuşmanın ve dinlemenin yetmediğini, duyguları anlamak ve anlatmak gerektiğini çok güzel ifade eder.

Mutlu evliliğin anahtarı “sağlıklı iletişim” kurma becerisidir. Sürekli tartışan ve çatışan bir çift olmak ne kadar yorucu ve yıpratıcıysa eşlerden birinin var olan herhangi bir problemi tartışmaktan kaçınması veya tartışma esnasında sürekli sessiz kalması, duygu ve düşüncelerini net bir şekilde paylaşmaması da aynı derecede yıpratıcıdır. Bu durum, çiftin arasındaki yakınlık ve güveni zedeler. En başarılı ve mutlu evliliklerde bile zaman zaman tartışmalar yaşanabilir. Mutlu evliliğin sırrı, eşlerin hiç tartışmaması ve çatışmaması değil, yaşanan çatışmaları tatlıya bağlayabilecek ve sorunları çözebilecek beceriye sahip olmasıdır.

Eşinizle sağlıklı iletişim kurabilmek için;

Birlikte baş başa zaman geçirmek için fırsatlar oluşturun.

Birbirinizi affetmeyi öğrenin.

Sadece kendinizi anlatmaya çalışmayın, eşinizin söylediklerini de cankulağı ile dinleyin.

Eşinizin duygularını, düşüncelerini, hayallerini, korkularını, ümitlerini, acılarını, sevinçlerini, deneyimlerini ve ihtiyaçlarını anlamaya çalışın.

Eşinizin duygularına ve düşüncelerine saygı duyun.

İmada bulunmayın, açık bir şekilde kendinizi ifade edin.

Tartışmalarda haklı çıkmaya değil problemi çözmeye odaklanın.

Eşinizi eleştirmeden dinleyin.

Eşinizi yargılamayın, anlamaya çalışın.

Evliliğinizi başkalarının evlilikleriyle kıyaslamayın. Kendi ilişkinize odaklanın. İlişkinizin neden farklı ve özel olduğunu düşünün.

Eşinizin olumlu yanlarını ve iyi özelliklerini görmeye gayret edin. Peki, eşinizin olumlu yanlarını ve iyi özelliklerini nasıl görebileceksiniz? Her türlü yaşantı, kişinin bir tepki oluşturmasına sebep olur. Oluşturacağımız tepkileri ise algılarımız belirler. Yani yaşanan olaylara göstereceğimiz tepkiler, olaylar hakkındaki algımıza bağlı olarak değişmektedir. Aşağıdaki örnek ifadelerde her olaya karşı iki farklı bakış açısı yer almaktadır.

Durum 1: Sabah uyandığınızda eşinizin çoktan gitmiş olduğunu fark ettiniz.

Tepki 1: İnsan bir “Hoşça kal!” der bari. Kaçar gibi gitmiş.

Tepki 2: Ne kadar düşünceli bir insan. Beni uyandırmamak için elinden geleni yapmış.

Durum 2: O gün işten eve geç geldiniz. Mutfak kirli ve dağınık. Eşiniz ise çocuklarla oynuyor.

Tepki 1: İnsan bir düşünür. Yorgun ve aç gelmişim. Hadi yemek hazırlamamış, bari mutfağı toplasaydı. İşi gücü eğlence!

Tepki 2: Çocuklarına ne kadar düşkün. Bütün gün o da yorulmuş olmalı ama yine de çocuklarıyla oynayacak enerjisi var.

Bu iki durum karşısında sizin ve eşinizin tepkileri ne olurdu?

Aile içi ilişkilerimizi güçlendirmek için ne yapabiliriz?

Her akşam evde bir araya geldiğinizde ailenizin üyelerine günlerinin nasıl geçtiğini sorun.

Ailenizin her bir üyesine haftada en az dolu dolu bir saat ayırmış olduğunuzdan emin olun.

Canınızı sıkan bir konu olduğunda bunu aile üyelerinin görüşlerine açın ve onların tavsiyelerine kulak verin.

Her hafta belirli bir gün ve saatte tüm aile bir araya gelip aile fertlerinin o haftaya ilişkin görüşlerini, istek ve beklentilerini öğrenin; siz de onlara kendi istek ve beklentilerinizi sunun.

Her hafta ailece bir arada yapabileceğiniz birtakım etkinlikler planlayın.

Ailenizdeki her bireyin görüşlerini, ihtiyaçlarını, değerlerini, ilgilerini ciddiye alın ve onlara saygı gösterin.

Ailenizden hiç kimseye asla kötü söz söylemeyin, kötü davranışta bulunmayın.

Birbirinize verdiğiniz sözleri mutlaka tutun ya da tutamayacağınız sözler vermeyin.

Hâliniz, tavrınız, yaklaşımınız, olaylar karşısında gösterdiğiniz olgunluğunuzla ailenizin bütün üyelerinin izinden gitmek isteyeceği bir örnek olun.

Aile üyelerinin sizi eleştirmelerine izin verin.

Ailenizi oluşturan her bir üyenin bireyselliğine saygı gösterin.

Sağlıklı bir aile; sevgi, huzur ve destek kaynağıdır; aile bireyleri ve toplum için bir denge ve güven unsurudur. Güçlü aile demek, gurur kaynağımız olacak nesillerin huzur ve güven ortamında yetişmesi demektir. Ailenin, fonksiyonlarını icra edememesi, ülkeler için vahim olarak nitelendirilebilecek bir tablonun habercisidir. Bunun farkına varmak ve ailelerimize gereken önemi ve özeni göstermek sağlıklı bir toplumun inşasında en temel unsurlardır.