Ait Olma İhtiyacı

Yazan  Ayşe YILMAZ | Uzman Klinik Psikolog Perşembe, 02 Ağustos 2018 10:44
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Açlık, susuzluk, uyku gibi fizyolojik gereksinimler ve güvende hissetme gereksinimleri doyurulduktan sonra gelen ihtiyaç, ait olma ihtiyacıdır. Fizyolojik ve güven gereksinimleri karşılandıktan sonra kişi; ait olmaya, sevilmeye yoğun bir şekilde istek duyar. Ait olma ihtiyacı deyince aklımıza bağlanma, kabul edilme, sevilme gereksinimleri gelmelidir. Bu ihtiyaçların karşılanamaması birçok psikolojik hatta bedensel hastalık nedenidir.

Ait olma ihtiyacının en sağlıklı biçimde karşılandığı ortam ailedir. Ailenin bireyleri ve toplumu iyileştirici en önemli yönü budur. Bazı insanlar ailesinde barınma, açlık, susuzluk gibi fiziksel ihtiyacını karşılayabilirken bağlanma ve sevilme ihtiyacını karşılayamaz. Karşılıksız sevgi yerine koşullu sevgi ile büyür. Fizyolojik ihtiyaçları karşılanıp da sevgi ihtiyacı karşılanmayan kişiler kendilerini hep yarım, eksik hissederler. Bir ömür bu duygusal açlıklarını giderme ihtiyacı duyarlar. Sevgi ve ait olma duygusu karşılanamayan kişiler başkalarıyla da sevgi bağı kurmakta zorlanırlar. Sevgi sözlerine hemen kanarlar, kullanır ya da kullanılırlar. Yanlış kararlar verir, hatalar yapar, zarar görür ya da zarar verirler. Kişisel sınırları oluşmamıştır. Tek ihtiyaçları olduğu gibi sevilmek ve kabullenilmektir. İnsanların gönlünde yer etmeye, bağ kurmaya ihtiyaç hisseder ve sevgiye doyabilmek için yoğun bir çaba sergilerler. Bir taraftan da özlem duydukları sevmek, sevilmek ve ait olmaktan da korkarlar. Çocuklukta yaralanmış benliklerinin tekrar yaralanması korkusudur bu.

Ait olma duygusu ilk olarak bebeğin anne ile kurduğu bağ ile başlar. Anne ile bağ kurma; bireyin kişiliğinin oluşumuna, kendini, başkalarını ve hayatı algılamaya dair çok büyük bir etkiye haizdir. Hatta kişinin kendisiyle, eşiyle ve çocuklarıyla kuracağı ilişkinin belirleyicisidir. Anne ile kurduğu bağın sağlıklı ya da sağlıksız olması eşiyle kuracağı bağı etkilemektedir.

Baba ile kurulan bağ ise erkek çocuklar için özdeşim kurulacak kişi olması yönüyle çok önemlidir. Dünyasına girilebilen bir babanın varlığı, aile ilişkileri çocuklarının eş ilişkisi için belirleyici bir unsurdur.

Bağımlılaştırıcı, aşırı koruyucu, kaygılı, kontrolcü ve müdahaleci tutumla büyütülme; terk edilmeye maruz kalma; karşılıksız sevginin yeterince verilememesi; travmalar; anne babanın sağlıklı ilişkisinin olmaması; çocuğun kişisel sınırlarına saygı duyulmaması; ait olma ihtiyacını sekteye uğratır.

Bireysel terapiye gelen bir danışanım “Eşim bana konfor sunuyor, her istediğimi alıyor, lüks bir hayatım var ama bir şey eksik; öfkeli ve mutsuzum.” diye yakınıyordu.  Birçok imkâna sahip olmasına rağmen ait olma ve sevilme ihtiyacının karşılanmamasıydı tatminsizliğin nedeni.  Ait olma ve sevilme ihtiyacını kendi ebeveyninden alamamış, bağ kurma ve sevilmeye yabancı olduğu için kendisine bunları veremeyecek bir eş seçmişti. En çok ihtiyaç duyduğu şeyi eşinden alamadığı gibi o da eşine veremiyordu. Ebeveyniyle kurduğu bağı eşiyle aynı şekilde devam ettiriyordu istemeden.

Psikologlar olarak, terapide öncelikle bağ kurmaya odaklanırız. Danışanımızla bağ kurmayı başarabilirsek, bize güven duymasını sağlayabilirsek dönüşüm başlar. Çünkü insan bağ kurduğu kişiden geleni almaya açık olur.

Peki, ailemizle nasıl sağlıklı bağ kurabiliriz?

Öncelikle ihtiyacımızın bağımlılık değil bağlanma olduğunun altını çizelim. Yani başkasının kafasında tasarladığı gibi değil, kendimiz olduğumuz; başkasının uzantısı olmadığımız, başkasını uzantımız etmediğimiz; farklılıklarımızı kabullendiğimiz, birbirimizi değiştirmeye çalışmadığımız, özümüzü yaşadığımız bir bağ kurmaya çalışmalıyız.

Başkasına yüklenerek ya da başkasını yüklenerek, tutunarak bağ kurmak değil yanında olarak, eşlik ederek bağ kurmalıyız.

Karşımızdaki kişinin bizden farklı olduğunu ve her zaman bizim düşündüğümüz gibi düşünemeyeceğini kabullenmeliyiz.

Aile bireylerini karşılıksız, olduğu gibi sevmeliyiz.

Ulaşılabilir ve ilgili eş/ebeveyn olmaya çalışmalıyız.

Birbirimize bol bol sevgimizi ifade etmeli, birbirimizi takdir etmeliyiz.

Eşlerin birbirlerine değer vermelerinin çocukların gelişimi için çok önemli olduğunu unutmamalıyız.

Neyle bağ kuruyorsak o olmaya, kimle bağ kuruyorsak ona benzemeye başladığımız bilinciyle hareket etmeliyiz.