“Hayır” diyebilmek

Yazan  Esra Oras | Uzman Psikolog Cuma, 02 Kasım 2018 15:58
Öğeyi Oyla
(1 Oyla)

İnsanları psikolojik yardım almaya sevk eden en önemli unsurlardan biri ilişkileridir. İlişkilerinin, kendisine fayda kadar, bazen faydadan çok zarar verdiğini gören birey; doğal olarak buna sebep olabilecek eksiklikleri ve aşırılıkları sürekli düşünecek, şikâyet ve sitem edecektir. Bu şikâyet ve sitemlerini terapide dile getiren danışanlarımın ağzından en çok şu cümleyi duyuyorum: “Hayır diyemiyorum.”

Bilmemiz gereken ilk şey, “hayır” diyebilmek bir çeşit iletişim becerisidir ve her beceri gibi bu da zamanla öğrenilebilir. Bu beceriyi kazanma yolunda kişi, kendi iç dünyasıyla çokça ters düşebilir; zira “hayır” diyebilmek konusunda kaynağını geçmişten alan hisleri devreye girecektir. Fakat hislerine rağmen bu beceriyi kazanmak elbette mümkündür; nitekim hislerimiz bizim efendimiz değil, hizmetkârımız (olmalı).

Neden “Hayır” Diyemeyiz?

Öncelikle belirtmekte yarar gördüğüm husus şu: Birer sosyal varlık olduğumuz; çevremiz tarafından sevilmeye, onaylanmaya, takdir edilmeye ihtiyaç duyduğumuz için “hayır” derken zorlanmamız çok doğal. Zira karşımızdakinin bu kelimeye vereceği reaksiyon tamamen bizim kontrolümüz dışında, ister istemez bu durum bizi kaygılandıracaktır. Muhatabımız bizi nankörlükle suçlayabilir, bizi artık sevmeyebilir, kırılabilir, gücenebilir, araya mesafe koyabilir belki de cevabımızı anlayışla karşılayabilir, bilemiyoruz. Fakat sonucunu bilmediğimiz her şeyin bizi kaygılandırması gibi olumsuz bir tavır görme ihtimalimizin olduğu bu tür bir diyalog da hâliyle bizi kaygılandırır ve risksiz yolu seçip “hayır” dememeyi tercih ederiz.

Elbette sadece basit bir kaygıyla açıklanamaz “hayır” diyememenin gerekçesi. Şayet kişi yetiştiği ailede “hayır” deme becerisi kazanmadıysa, normal olanın başkaları için kendi arzu ve isteklerinden vazgeçmek olduğu öğretildiyse, ihmal veya istismar edildiği için değer ve onay ihtiyacını sadece dış kaynaklardan (başka insanlardan) temin ediyorsa, ailesinden sadece kendi isteklerinden vazgeçtiğinde ve gereğinden büyük iyilikler yaptığında onay gördüyse “hayır” demekte ciddi ölçüde zorlanır. Bu gerekçelerden birine bile sahip olmak “hayır” deme becerisi kazanma yolunda kişinin önünü tıkar. Burada dikkat etmemiz gereken bir nokta da şu ki şayet kişinin “hayır” kelimesini duymakla ilgili şahsi bir rahatsızlığı varsa; yani karşısındakinden bu cevabı aldığında çok kırılıyor, o kişiyi kınıyor ya da üzülüyorsa kendisi de başkalarına “hayır” demekten kaçınacaktır.

“Hayır” Demezsek Ne Olur?

Bir yanda sadece sizi onaylasın, sevsin, kırılmasın diye “evet” dediğiniz biri ya da birileri var; diğer yanda tüm istek, plan ve taleplerini ertelediğiniz kendiniz var. Hâliyle ortada bir adaletsizlik söz konusu. Bu durumu yaşayan kişi ister istemez kendisine haksızlık ettiğini hissedecek, bunu ben kendi kendime yapıyorum diye kendisine öfkelenecek, ardından bu öfkeyi başkalarına yansıtacaktır. Bunu bazen öfke patlamaları ile bazen alınganlıkla kısacası pasif agresif tepkilerle ortaya koyacaktır. Uğruna kendisinden bile fedakârlık ettiği kişilerden çok şey bekleyecek, dolayısıyla çok sık hayal kırıklığı yaşayacaktır. Her hayal kırıklığında kendisine olan saygısı azalacak, değersizlik hissi artacaktır. Sık sık “Kimse bana benim onlara verdiğim kadar değer vermiyor.” diye serzenişte bulunacaktır. “Hayır” cevabına tahammülsüzlük tam da bu yüzden başlar zaten. İnsanlara değer vermenin ölçütü “hayır” dememek olunca başkaları “hayır” dediğinde “Demek ki ben değersizim.” düşüncesi kişinin zihninde dönüp duracaktır.

Ne Yapmalıyız?

Yapacak şey çok net; gerektiğinde “hayır” demelisiniz, “hayır” demeyi öğrenmelisiniz. Bu bir iletişim becerisidir. Her beceri gibi eğitim ve tecrübe ile kazanılır, yeter ki biraz emek vermeyi göze alın. Doğru dil kullanmak bu noktadaki ilk önerimiz. Muhatabınızın duygularını, onu anladığınızı hissettirmek adına kendisine yansıtın. Yani “Sanırım bana ihtiyacın var.” gibi. Ardından ben dili (duygu dili) kullanarak durumunuzu anlatın. Örneğin, “Gelmeyi çok isterdim, şu anda da sana bunu söylediğim için çok üzgünüm ama başka bir programım var.” Ardından “Senin için yapabileceğim başka bir şey var mı?” sorusu ilişkide yapıcı bir adım olabilir. Bu soruyu yakınlık seviyenize göre yöneltin.

Bir de bazı konularda bakış açınızı gözden geçirin. İnsanların her istediğini yapmak, değerli olduklarını göstermediği gibi tam tersi durumlar da sizin değersiz olduğunuzu ya da olacağınızı göstermez. İnsanlara gösterdiğiniz saygı, hoşgörü ve merhameti kendinize de gösterin. Sizi gerçekten seven kimse bir “hayır” cevabınızda sizi bırakıp gitmeyecektir. Giderse de bu sadece sizinle ve cevabınızla ilgili olmayacaktır. Herkesin isteklerine koşarak insanların zihinlerindeki profilinizi bir yere kadar etkileyebilirsiniz, ne yaparsanız yapın herkes yine kendi istediği şekilde size yaklaşacaktır.

Bu beceriyi kazanma sürecinde bunları da unutmayın.