Editörden

Yazan  Dr. Fatih Kurt Cuma, 02 Kasım 2018 22:33
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Gençlik, insan hayatının özel bir evresidir. Yaşam yolculuğunda sosyal ve psikolojik açıdan pek çok yeni durumla karşılaşan insan, bu aşamada, bütün hayatını şekillendirecek kimi tutum ve davranışlar geliştirir. Çocukluk bitmiş, yetişkinliğin eşiğine varılmıştır. İnsanın kendine ve çevresine karşı yeni sorumlulukları ortaya çıkmıştır.

Gençlikte ferdiyet ev, arkadaş ve okul ortamında gelişip serpilecek, kendini var edecek alanlar arar. Kimi zaman kararsızlıklar baş gösterir. Kimi zaman da varlıkla, yaratılışla ilgili temel sorular ardı ardına gelir. Bütün bu sosyal ve psikolojik süreçler, gencin bedenini ve ruhunu yorar. “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, hayatın anlamı nedir?” gibi sorular sormaya başlar genç. Tam bu noktada onun duygu ve düşüncelerini dengeleyecek, hayatını anlamlı hâle getirecek, tutarlılık arz eden bir hayat felsefesine ihtiyaç duyar. Gençlikte ihtiyaçlar piramidinin tepesini genellikle bu arayışlar oluşturur. Çünkü o artık bazı soyutlamalara, cevaplara, anlamlara ihtiyaç duymaktadır. Beri yandan içinde taşıdığı enerji ile toplumun temel dinamiğini oluşturmakta, kolektif bilincin güncellenmesini sağlamaktadır.

Hz. Peygamber (s.a.s.), vahyin nüzulünden itibaren gençleri önemsemiş, en yakınında bulundurmuş, sürekli ilim öğrenmeye teşvik etmiş, vahiy kâtipliğinden ordu komutanlığına kadar kritik pek çok noktada görevlendirmiştir. Rasul-i Ekrem, vahiyle büyük bir değişim ve dönüşüm yaşayan toplumun, kazandığı hasletleri koruyabilmesi için gençlerin enerjisine başvurmuştur. Toplumsal değişim ve dinamizm tarihin her döneminde suyunu gençlerden almıştır. İslam dini de gençliği, atalarının diniyle övünen putperest toplumda değişimin, ıslahatın dinamosu olarak görmüş ve benimsemiştir. Buna mukabil gençler de Hz. Peygamber’i sevmiş, ona tabi olmuş ve küçük yaşlardan itibaren öğrendiklerini gelecek nesillere aktarmak için olağanüstü gayret göstermişlerdir. Onun (s.a.s.) gençlerle arasında ihdas ettiği samimi iletişim, daha sonraki nesillere örnek teşkil etmiştir.

Bu ay aynı zamanda Mevlid-i Nebi’yi terennüm edeceğiz. Rasul-i Ekrem’in çağları yoğuran bereketli soluğu, modern hayatın gürültüsü altında bunalan ruhlarımıza esecek. Onu anmayı vesile ederek anlamaya; onun sözlerini hayatımıza buyur etmeye, tutum ve davranışlarını kendimize rehber edinmeye azami gayret göstereceğiz. Diyanet İşleri Başkanlığımızın bu yılki Mevlid-i Nebi teması olan “Hz. Peygamber ve Gençlik”, dergimizin dosya konusu olarak siz değerli okurlarımızın karşısına çıktı.

Bu sayımızda İsmail Çiçek, Kur’an Işığında İnsanlığa Model Gençler; Prof. Dr. Enbiya Yıldırım, Hz. Peygamber’i Gençliğe Anlatabilmek; A. Ali Ural, Daha On Yedi; Zehra Işık, Gençleri Din İstismarından Nasıl Koruruz?; Mustafa Irmaklı, İsyan Ruhlu Gençler; Dr. Ömer Sabuncu, Hz. Peygamber’in Gençlere Duyduğu Güven; Murat Kalıç, Tüketim Çağında Genç Olmak konularını yazdı. Bu ay söyleşi konuğumuz Prof. Dr. Mustafa Ağırman.

Bilvesile, Mevlid-i Nebi’nin ülkemize, İslam dünyasına ve bütün insanlığa barış, huzur ve adalet getirmesini temenni ediyoruz.

İyi okumalar…