Göz Mideden Büyüktür

Yazan  Ayşegül Gürbüz | Çankaya Müftülüğü/Vaiz Çarşamba, 31 Ocak 2018 19:39
Öğeyi Oyla
(6 oy)

Yıllardır devam eden bir hatim günümüz var. Emekli olduktan sonra da birbirimizi hiç bırakmadık. Ayda bir kez bir araya gelip Kur’an okur, okuduğumuz hatmin duasını eder, geçmişlerimize bağışlarız. Okumamız bitince ev sahibi ikramda bulunur. Herkes bir yandan afiyetle yemeğini yerken bir yandan da sohbet eder. Çaylar, kahveler derken akşama yakın bir dahaki ay kimde buluşacağımıza karar verip dağılırız.

Hatim günleri benim için adeta psikolojik rahatlama günleri. Manen huzur bulduğumu hissediyorum. Bu ay sıra bende… Nasıl bir telaşım var anlatamam. Her şeyiyle kusursuz bir gün tertip etmek istiyorum. Bu yüzden oturdum liste yaptım. Öncelikle yapılacakları ikiye ayırdım: Biri genel temizlik işleri, diğeri ikramlıklar. Günümden bir hafta önce büyük temizliğe başlanacak. Camlar, kapılar dip köşe temizlenecek. Koltukları, halıları bir elden geçirsem hiç fena olmayacak. Bunları yaparken alışveriş listemi de netleştirmeliyim. Ben temizlik işlerini hallederken alışverişi bizimkilerden birine yaptırırım artık. Her yere yetişmem mümkün değil. Eskiden olsa ah! Kimseye bırakmazdım ama şimdi ne yalan söyleyeyim zorlanıyorum.

Günümden bir gün önce ikramlıkları hazırlamaya başlarım. Önce sarma ve kuru dolmayı aradan çıkartmayı düşünüyorum. Şerbetlileri akşamdan pişirir şerbetini sabah dökerim. Bir de hazır mevsimi gelmişken kabak tatlısı yapayım diyorum. Tuzlulardan ıspanaklı ve kıymalı börek olmazsa olmaz. Hamur işi çok yenmiyor aslında. Malum, yaşımız gereği şeker, tansiyon, kolesterol… Ama sofra da boş kalmamalı. Önce gözleri doyurmalı. Hem diğerlerinden az çeşit yapıp kimseye mahcup olmak istemem. Salata olarak da internetten yeni birkaç tarif buldum bol ekşili ve yeşillikli… Bir de yoğurtlular var tabii. Son anda bir şeyler aklıma gelirse eklerim. Yedirmek, içirmek sevaptır.

Ha bir de nezaketen herkesi arayıp çağırsam güzel olacak. Sadece bir kişi var onu çağırsam mı çağırmasam mı bilemiyorum? Aynı muhitin insanıyız, günlerimize de katılır ama okuma bitince izin isteyip ayrılır. İkram kısmına nedense katılmak istemiyor. Bu davranışı beni rahatsız ediyor. Madem geldin, kalıp yemeğe de katıl değil mi! Yok, kalmaz. Kimseyle de çok konuşmaz. İkram reddedilmez değil mi?

Gönlü Kalanların Gönül Alma Telaşı

Yıllardır süregelen bir hatim günü var katıldığım. Her ay birinin evinde toplanıp Kur’an okuyup dua ediyoruz. Bu vesileyle hem cüzümü okumuş hem de arkadaşları görmüş oluyorum. Çoğu emekli ve birbirlerini daha evvelden de tanıyorlar. Ben apartman komşum Ayşe Hanım’ın daveti ile aralarına sonradan katıldım. Sağ olsunlar diğerleri de beni arayıp kendi günlerine davet etti.

Davete icabet etmek sünnet olduğu için başka bir işim çıkmadıkça mutlaka gidiyorum. Her ay bir cüz Kur’an okumuş oluyorum bu vesileyle. Kendi kendime de okurum tabii ama hatim gününe yetiştirme sorumluluğu beni daha düzenli okumaya sevk ediyor. Peygamberimizin az da olsa devamlı yapılan ibadeti tavsiye ettiğini bildiğimden ayda bir cüz Kur’an okumayı da az görmüyorum.

Yalnız içimde bir burukluk var: Onları henüz ağırlayamadım. Maddi sıkıntım ve sağlık sorunlarım onlar gibi hazırlık yapmama ve ikramda bulunmama imkân vermiyor. Durumumu az çok komşum Ayşe Hanım biliyor. Tıpkı Asr Suresi’nde bahsedilen insanlar gibidir o. Her zaman sabrı ve hayrı tavsiye eder. Diğerlerine bir şey anlatmadım. Çünkü Bakara Suresi’nde “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. (Ey Peygamber!) Sabredenleri müjdele!” (Bakara, 2/155.) diye bir ayet okudum. Hâlinden şikâyet ederek sabır mükâfatını kaçıranlardan olmak istemem. Fakat insanların beni yanlış anlamalarından da korkmuyor değilim. Çünkü yemek vaktine kalmıyorum. Ben hiçbir zaman öyle sofralar kuramam.

Aslında Peygamberimizin ve ashabının yaşantısına bakınca durumu iyi de olsa insanların yeme içme israfından kaçınması gerektiğini düşünüyorum. İkram etmenin, özellikle ihtiyaç sahibini yedirmenin ve cömertliğin çok önemli olduğunu biliyorum. Dinimizin cimriliği de israfı da tasvip etmediğini biliyorum. Cimrilikten sakınırken, israfa kaçmamak gerek. Hele de Kur’an’ın manevi bereketinin yaşandığı böyle günlerde. Bu düşüncelerimi tabii ki onlarla paylaşamadım. İnsan çekiniyor. Bu yüzden de oturup yemek istemiyorum. Kalmam için çok ısrar ediyorlar Allah var. Ama ben bir bahane ile duadan sonra ayrılıyorum. Ev sahibini kırmamak için de elimden geleni yapıyorum. Beni yanlış anlamamaları için dua ediyorum.