Vicdan Azabı

Yazan  Müzeyyen Yazıcı Salı, 04 Aralık 2018 22:27
Öğeyi Oyla
(17 oy)

Yıllardır bu binada otururum. Konu komşu gül gibi geçinip gideriz. Kimse kimsenin etlisine sütlüsüne karışmaz. Herkes kendi hâlinde. Geçen yaz, apartman görevlimiz işten ayrıldı. Şanslıymışız tez zamanda Naime adında hamarat, akıllı bir kadın başladı işe. Tatlı dilli, güler yüzlü. Dediklerine göre maddi olarak zor durumdalarmış. Eşi bir müddet işsiz kalmış. Elde avuçta olmayınca da borçla harçla bir müddet idare etmişler.

Naime, işe başladığında pek mahcuptu. Bize de, işe de alışması zaman aldı. Bu mahallede kimseyi tanımıyor olmalı. Görüştüğü konu komşu pek yok. Arada bahçede karşılaşırız. İlla evine çağırır. Taze çayım var, der. Yemeğe davet eder. Hep bir tereddüt yaşarım. Gitsem içim rahat etmez, geri çevirsem olmaz. Evinde var mıdır, yok mudur? Zaten doğru düzgün bir maaş almaz. Tek kârı, oturduğu şu baraka. Bir de faturalarını bina aidatıyla öderiz. O da üç çocukla, eşinin kazandığı asgari ücretle geçinmeye çalışır.

Büyükşehirde nasıl eder, nasıl yetiştirir onca masrafı. İki çocuğu okula gider. Biri daha mini minicik. Her davetinde ona yük olurum, sıkıntı veririm korkusuna kapılırım. Bizim Elif ise pek sever Naime Teyze’sini. Oyun oynamaya indiğinde eteklerinde dolanır. Bir bakmışım elinde koca bir elma. Başka gün ceplerinde kuruyemiş. Naime’nin kızlarıyla da iyi anlaşır. Beraber oyun oynar, gülüp eğlenirler. Geçenlerde ufaklığa okul alışverişi yapmak için çarşıya çıktık. Aldıklarımızı Naime Teyze’me göstereceğim diye tutturdu. O kadar da tembihledim. Naime Teyze’nin de kızları var. Görürler, onların da canı ister, sonra alamadık diye üzülürler. Dinletebildim mi Elif’e. Arabayı park ettiğimiz gibi çantasını alıp koştu. Naime de bizim ufaklığın eline bir şeyler sıkıştırdı. Eli çok açık bu Naime’nin de benim içim el vermiyor ki, çoluk çocuğun rızkı nihayetinde. Yalvar yakar parayı geri verdim. Sonra bir vicdan azabı çöreklendi içime. Teyzeliği çok mu görmüştüm şu kadıncağıza. Bilemedim.

İnsanı Parasızlık Değil Kimsesizlik Yaralar

Eşimin çalıştığı fabrika kapanınca zaten ucu ucuna denkleştirdiğimiz kiramızı ödeyemez olmuştuk. Ben de çalışayım, bir iş tutayım istedim ama biri eşikte biri beşikte üç çocuk, kim bakacak? Beyim zar zor yeni bir iş buldu bulmasına da bir yanda ev kirası, bir yanda beş boğazın geçimi. İşsiz geçen haftalarda hısım akrabadan alınan borçlar. Bir çare ararken imdadıma eski bir arkadaşım yetişti. Oturduğu sokaktaki bir apartmanın görevlisi işten ayrılmış. Çok bir maaş vermiyorlarmış ama bahçedeki tek katlı ev, hizmetli için tahsis edilmiş. Elektriği, suyu da ödeniyormuş hem. Eşim, sen alışkın değilsin böyle şeylere, dedi. Olsun, dedim, alışırım. Alnımın teriyle üç kuruş kazanacaktım, kira derdinden de kurtulacaktık. Borçlarımızı da öder ele güne karşı yüzümüzü yere düşürmezdik.

Apartman sakinleri de pek iyi insanlar çıktı. Ben görevlerimi aksatmadan yaptım. Onlar da hep güler yüzle mukabelede bulundu.

Yine de içimde bir burukluk kol geziyor. Eskisi gibi gelen gidenim olmuyor, ne kadar istesem de kimseyle komşuluk edemiyorum. Binadakiler bir şey diyecekleri zaman kapıdan sesleniyorlar, buyur etmeme rağmen içeri girmekten imtina ediyorlar. Dilim varmıyor, hakir görüyorlar demeye. Belki de sırf rahatsızlık vermemek için böyle davranıyorlar. Bir Elif’im var, Naime Teyze diye seslenir, şu koca binada kimsesizliğimi unutturur. Ne vakit bahçeye inse benimle koyu bir sohbete tutuşur. Oyun oynarken susasa, karnı biraz acıksa kapımı çalar. Bir bardak su, bir dilim çikolatalı ekmekle gerisin geri oyuna döner. Geçenlerde annesiyle alışverişe çıkıyorlardı. Meğer anaokuluna başlayacakmış Elif. Dönüşte bana uğradı. Aldıkları kırtasiyelikleri, çantayı, formayı keyiflenerek gösterdi. Kapıdan tabii. Ben de avucuna üç beş kuruş sıkıştırdım. İstedim ki kendine renkli boyalardan, süslü kalemlerden alsın. Naime Teyze’sinin ona çam sakızı çoban armağanı bir okul hediyesi olsun. Kullandıkça yüzünde güller açsın.

Annesi hemen kızının elindeki parayı aldı. Olmaz öyle şey deyip geri verdi. Zorla yeleğimin cebine koydu. Teyze deyip etrafımda dolanan Elif’imin sevincine ortak olamadım. Kızmadım ama kırıldım annesinin bu tavrına. Ne olacak küçücük kıza verdiğim üç kuruş harçlıktan. Beni de onun bir komşu teyzesi saysalar. Şu mutluluğu çok görmeseler bana.

Bu kategoriden diğerleri: « Nerede hata yaptık?