Bir Nokta Bile Olsa Yorum Yapın!

Yazan  Sümeyra SAV Pazar, 31 Aralık 2017 23:12
Öğeyi Oyla
(1 Oyla)

Teknoloji ve iletişim araçlarının gelişmesi neticesinde, internet teknolojisinin sosyal amaçlı kullanımı; günümüzde Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal medya platformlarıyla son derece popülerleşerek milyonların kullandığı bir mecra hâline geldi. Birçoğumuz güne sosyal medya hesaplarını kontrol ederek başlamakta, yine aynı ritüelle günü bitirmekteyiz.

Bireylerin birbiriyle tamamen sanal bir şekilde aynı mekânı paylaşmadan da iletişim hâlinde olması temeline dayanan sosyal medya, doğal olarak ilişkilerin türünü de değiştirdi. Modern hayatta insana dair olan her şey gibi dini yaşantı da sosyal medyadan etkilendi. Dindarlık gözlemlenebilir davranışlar üzerinden tanımlanınca bütün dinî ritüeller sosyal medyaya taşınmaya başladı. Görünmek için sanal âlemin bütün imkânları kullanıldı. Cuma mesajlarını es geçmemek; bir tuşla yüzlerce kişiye kandil tebrikinde bulunmak; nerede bir hüzün, keder varsa paylaşarak ne kadar duyarlı bir birey olduğunu göstermek; sosyal medyada dinî grupları takip edip beğenerek tarafını belli etmek… Hiçbir şey “es” geçilmedi. İbadetin tavsiye olunan cemaat ile yapılması boyutuna da sosyal medyadaki yeni sanal cemaat ile çözüm bulundu.

Sosyal medya ve internetin faydalı yönleri de yok değil elbette. Söz konusu mecralar pek çok kişi için dinî bilgiye ulaşmada da birer vasıta oldu. Artık sanal iletişim ve bilgi ağları ile her şey parmaklarımızın ucunda ve sadece birkaç dakikalık mesafede. Bireye müthiş bir hız ve kolaylık sağlayan bu kanallar doğru kullanıldığında birer imkâna dönüşürken, kimi zaman da bilgi kirliliğinin mümessili oldular. Ulaşılan bilginin doğruluğu pek çok kişi tarafından neredeyse hiç önemsenmedi. Üstelik bu yanlış bilgi akışını daha da hızlandırıp yaptıkları paylaşımlarla bilgi kirliliğinin şiddetini artırdılar.

Geçtiğimiz aylarda Rebîülevvel ayına girişi haber vermek için birçok insanın mesaj kutusuna gelen yazıda bir de Regaip Kandili kutlandı. Oysa aynı ay içinde böyle bir kandil yoktu. Dinî literatür mevlit kutlamalarına aşinayken, çok da yaygın olmayan Rebîülevvel ayı kutlamaları da aynı dakikalarda hızlıca dolaşıma sokulmuştu.

Diğer taraftan, “Bir nokta bile olsa yorum yazın.”, “Bu güzel duaya âmin diyecek kaç kişi var?”, “Peygamberimizi rüyasında görmek isteyen kaç kişiyiz?”, “Mesaja yorum yazarsanız resimdeki hasta çocuğa şu web sitesi sponsor olacak.” türünden yazılar saniyeler içinde elden ele ulaştı. İnandırıcılığı artırmak için kimi paylaşımların altına telefon numaraları not düşüldü. Acı bile fotoğraflanan ve paylaşılan bir kare olarak kaldı hayatımızda.

Kâbe fotoğrafı altına yazılan “Rabbim beğenen herkese nasip etsin.” gibi mesajlarla da insanların dini hassasiyetlerine dokunarak, alacakları beğeni/like sayesinde reklam gelirlerini arttıran çok sayıda dinî istismar siteleri türedi.

Facebook yetkililerinin açıkladığına göre beğeni butonları her gün 4,5 milyar tıklanıyor, bu da birçok ticari şirket için kazanç kapısı olarak görülüyor. Herhangi bir sosyal medya kullanıcısının “Peygamberin yolundayız.” tarzında bir başlıkla açtığı sayfa binlerce beğenisi, yorumları ve paylaşımı olan siteye dönüşüyor. Bu durum tek bir beğeninin bile sadece bir tuştan ibaret kalmadığını gösteriyor.

Gazetelere yansıyan haberlere göre yakın zamanda Tayland’da “Like Farming” şeklinde isimlendirilen bir tür çete çökertilmiş. Suçları “beğeni satmak” olan ve adına “tık çiftliği” denilen yapıya düzenlenen baskında polis 300 bin sim kart ve 400 akıllı telefon ile kurulan bir düzenek ele geçirmiş. Modernize sahteciliğin yaptığı iş, aralarında ünlü sosyal medya sitelerinin de bulunduğu müşterilerine beğeni/like yaparak o sitelerin tanınırlığını arttırmak. Bu da bize sitelerin takip ve beğeni sayılarının içeriği ve kalitesiyle doğru orantılı olmadığını kanıtlıyor.

Bütün bu hususlar dikkate alınarak dinî kutlamaların mecrası sosyal medya değil camiler olarak bilinmeli; kandil mesajları yerine nitelikli yüz yüze vakitler paylaşılmalı. Dinî bilgi; sosyal sitelerden, mesajlardan, kısa, anlık ve tüketilir şekilde değil bir âlimden, kitaptan kısaca doğru kaynaktan öğrenilmelidir. Sanal medya, sanal dindarlık, sanal ticaret vs. daha birçok şeyden bahsedilse dahi müminin yitiği olan hakikatin sanal sularda yüzmeyeceği aşikârdır.