‘Avrasya Fetva Meclisi Toplantısı’ İstanbul’da yapıldı

Pazartesi, 01 Ocak 2018 14:12
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş: Din İşleri Yüksek Kurulunun verdiği fetvaların, zaman zaman medya tarafından tepkiyle karşılanmasının sebebi, din-devlet ilişkilerinde yaşanan ikilemden kaynaklanmaktadır.

‘Avrasya Fetva Meclisi Toplantısı’, ‘Avrasya Coğrafyasındaki Fetva Kurumlarının Yöntemleri ve Güncel Tıbbi Meseleler’ gündemiyle, Din İşleri Yüksek Kurulunun ev sahipliğinde, Avrasya İslam Şûrası üye ülkelerinin katılımıyla İstanbul’da yapıldı.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş toplantıda yaptığı konuşmada, İsrail'in Filistinlilere yönelik yaptığı saldırıları kınayarak, İsrail’in yaptığı zulümlerin insanlıkla bağdaşmadığını kaydetti.

Avrasya İslam Şûrası üye ülkelerinin katılımıyla İstanbul’da 2. si gerçekleşen toplantının açış konuşmasını yapan, aynı zamanda Avrasya İslam Şûrası Başkanlığını da yürüten Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Avrasya İslam Şûrası Fetva Meclisinin, İslam’ın temel bilgi kaynaklarını ve usulünü dikkate alarak, güncel talep ve ihtiyaçlara cevaplar üretmek üzere oluşturulduğunu söyledi. Avrasya’nın İslam kültür ve medeniyetinde ilim, irfan ve hikmet merkezi olduğuna işaret eden Başkan Erbaş, Avrasya Fetva Meclisinin en önemli görevinin, fetva konusundaki kargaşayı ortadan kaldırmak ve mümkün mertebe mahalli özellikler taşıyan konuların dışında, İslam dünyasını ilgilendiren, ortak meselelerde, ortak cevaplar üretmek olduğunu ifade etti.

İslam dünyasının acil çözüm bekleyen ciddi problemlerle karşı karşıya olduğunu vurgulayan Başkan Erbaş şöyle konuştu: “Hz. Peygamberin müjdesi ve emaneti olan Kudüs, sorumsuz ve pervasız bir yaklaşımla, İsrail’in başkenti yapılmaya çalışılmaktadır. Elbette bu anlayışı kabul etmek mümkün değildir. Bu anlayışı, buradan tekrar kınıyoruz. Bu, barışı engelleyip savaşı körüklemeden başka bir şeye yaramayan beyhude bir amaçtır, beyhude bir çabadır. Bu çaba içerisine girmiş olan Amerika Birleşik Devletleri Başkanını da bu tavrından dolayı burada özellikle kınıyoruz.” İsrail’in Müslümanlara yapmış olduğu zulümlere de dikkat çeken Başkan Erbaş, “10 yaşlarındaki bir çocuğun gözlerini bağlayarak insafsızca, vahşice alıp götürmek ve bu şekilde Müslümanları, çoluk çocuk demeden perişan etmeye yönelmek, insanlıkla bağdaşacak bir davranış değildir. İsrail’i bu tavrından dolayı da kınıyoruz.” dedi.

Faiz yasaldır ama haramdır

Başkan Erbaş, son günlerde Din İşleri Yüksek Kurulunun vermiş olduğu fetvalarla ilgili medyada yapılan yayınlara da değinerek şu hususları dile getirdi: “Din İşleri Yüksek Kurulunun verdiği fetvaların, zaman zaman medya tarafından tepkiyle karşılanmasının sebebi, din-devlet ilişkilerinde yaşanan ikilemden kaynaklanmaktadır. Örneğin, devletin yürürlükte olan sistemi içerisinde, yasal olan bir uygulama dinî açıdan caiz olmayabiliyor. Yani haram olabiliyor. Örneğin faiz meselesi yasaldır ama haramdır, ya da içki, kumar, şans oyunları. Bu konuda bir vatandaşımız bir soru sorduğunda, Kurulumuz; kitapta, sünnette, icmada, kıyasta ve mezheplerin görüşlerinde olan hususlardan süzerek bir fetva oluşturup buna göre fetvasını vermektedir. Dolayısıyla burada yasal olan bir şeyin bazen caiz olmadığı, haram olduğu ortaya çıkmaktadır. Vatandaşlarımızın, Kurulumuzun vermiş olduğu fetvaları gördüğünde, buna dikkat etmelerini özellikle istirham ediyorum. Bu şekilde bir fetva verildiğinde, kimi kesimler biraz da spekülasyon katarak bu fetvaya karşı çıkıyor. ‘Devletin yasal olarak yaptığı bir faaliyete nasıl haram dersin’ gibi bir takım eleştiriler getiriyor. Burada, Kurulumuz ya da fetva verme görevini ifa edenlerin dayanakları; Kur’an-ı Kerim, sünnet, icma ve kıyastır. Ayrıca mezheplerin görüşleridir.”

Dünyanın huzuru için İslam’ı anlatacak olan bizlere çok büyük sorumluluk düşüyor

Konuşmasında, İslam âleminin ve insanlığın yaşadığı problemler karşısında, dünyaya huzur getirecek yegâne değerin İslam olduğunu söyleyen Başkan Erbaş konuşmasına şöyle devam etti: “Dün olduğu gibi bugün de İslam’ın insan, çevre, eşya ve hadiselere bakışını tahkim ederek, insanlığın sosyal ve manevi krizlerine çözüm üretmek, biz Müslüman ilim adamlarının sorumluluğudur. Son bir iki asır boyunca, esasen rahmet vesilesi olan etnik, mezhebî ve meşrebî farklılıklar üzerinden nefret ve kavga üretilerek, müminler bölünüp parçalanmaya, ümmetin ortak zemini ve değerleri zayıflatılmaya çalışılmaktadır. İşte âlem-i İslam’ın ve insanlığın karşı karşıya kaldığı bütün bu sorunlar, dünyaya huzur getirecek yegâne değer olan İslam’ı, insanlara anlatacak, öğretecek ve dünyaya tanıtacak olan bizlere çok büyük görev ve sorumluluklar yüklemektedir. Söz konusu sorumluluk, dinin ana kaynaklarının yani Kur’an-ı Kerim ve sünnetin doğru anlaşılıp yorumlanmasını, Kur’an-ı Kerim ve sünnet çerçevesinde güncel ve doğru bilgilerin üretilmesini, üretilen bu bilgilerin anlaşılır bir dil ve üslûpla sunulmasını zorunlu hâle getirmektedir. Bu meyanda, İslam dininin temel kaynakları olan Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamberin sünnetinin en dinamik özelliklerinden biri, değişmezliğini ve orijinalitesini muhafaza etmekle birlikte, gelişme ve yeniliklere açık olmasıdır.”

Fetvada, güncel bir dil ve üslûba şiddetle ihtiyaç var

Bu toplantının odak noktasını oluşturan fetva ameliyesinin, kazâî ve diyânî olmak üzere iki önemli boyutu bulunduğunu ifade eden Başkan Erbaş şöyle dedi: “Diyânî yönün ön planda olduğu bugünkü şartlar muvacehesinde özgün, müdellel bir fetva konseptine, üzerinde ittifak edilen bir fetva usûlüne ve belki de en önemlisi, güncel bir dil ve üslûba şiddetle ihtiyaç vardır. Diğer yandan fetvanın, barındırdıkları ortak vasıflar sebebiyle içtihatla bir arada düşünülmesi elzemdir. Zira fetva kavramına içtihat perspektifinden bakamadığımız takdirde, fetva alanının donuklaşacağı, gerçekliğini ve canlılığını kaybedeceği aşikârdır. Bunun için yeni karşılaşılan meseleler hakkında hem nassı, hem vakıayı okuyabilecek; başka bir ifadeyle, hem dinin özüne ve esasına uygun, hem de vakıayı iyi gözlemleyen içtihatlara ve bu doğrultuda ortaya konacak bir fetva konseptine şiddetle ihtiyaç duyulmaktadır. Zira neticede dinin özüne uygun olmayan; insanı, toplumu ve vakıayı okuyamayan fetvalar uygulanabilir nitelikte olmadığından, zamanın ve hayatın gerisinde kalmaktadır. Fetva usûlümüzü hazır çözümleri nakletmekten ibaret de göremeyiz. Bu itibarla, mezheplerin görüşlerine nasıl bakılması gerektiğini ve fıkıh literatürünün bizim için ne ifade ettiğini yeniden değerlendirmenin önem arz ettiğini düşünüyorum. Fetvada, meseleyi aklî ve naklî delillerle ve hikmet boyutuyla ortaya koyan bir yaklaşımın, zamanın ruhunu yakalayan, ihtilaftan uzak, anlaşılır sade bir dilin, oldukça önemli bir husus olduğunu vurgulamak istiyorum.”

Terör örgütleriyle mücadele için uluslararası akademiler kurulmalıdır

Küreselleşen dünyada sadece bölgesinin değil, bütün insanlığın meselelerini gündemine almaya mecbur olan ulema ve dinî kurumların, sorunları bütün boyutlarıyla düşünerek, yaşanılan çağa uygun çözümler ve söylem geliştirmesinin elzem olduğunu vurgulayan Başkan Erbaş, “Dolayısıyla bilgi, idrak, söylem ve din dili konusunda, yetkin ilim adamlarına ihtiyaç vardır. Bu manada, tüm dünyaya İslami ilimler alanında müfredat üretecek, uluslararası ölçekte; alanında uzman din adamları yetiştirecek, dini istismar eden DEAŞ, FETÖ, Boko-Haram, Şebab gibi örgütlerle fikrî düzeyde mücadele edecek, ihtilaflara çözüm üretecek uluslararası akademilerin kurulması önem arz etmektedir.” diye konuştu.

İki gün süren toplantıya, Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Dr. Ekrem Keleş, Dış İlişkiler Genel Müdür Vekili Erdal Atalay, Din İşleri Yüksek Kurulu Üyeleri ve Avrasya İslam Şûrası üye ülkelerinden fıkıh alanında uzman ilim adamları katıldı.