Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Riyad’a gitti

Pazar, 04 Mart 2018 10:13
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Suudi Arabistan İslam İşleri, Tebliğ ve İrşat Bakanı Dr. Salih Bin Abdülaziz Al Şeyh’in davetlisi olarak, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'a gitti. Diyanet İşleri Başkanı Erbaş ve beraberindeki heyet, Riyad Uluslararası Kral Halid Havalimanı'nda; İslam İşleri, Tebliğ ve İrşat Bakanı Al Şeyh, Türkiye’nin Riyad Büyükelçisi Erdoğan Kök ve diğer yetkililer tarafından karşılandı. Başkan Erbaş burada yaptığı açıklamada, “Bu ziyaret, kardeşlik bağlarımızın artmasına katkıda bulunacaktır." dedi. Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Bakan Al Şeyh, son yıllarda Diyanet İşleri Başkanlığı ve Suudi Arabistan İslam İşleri, Tebliğ ve İrşat Bakanlığı arasındaki iş birliği sayesinde çok olumlu sonuçlar elde edildiğini ve bu nedenle Başkan Erbaş'ın ziyaretine verdikleri öneme işaret etti. Başkan Erbaş’a Riyad ziyaretinde, Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Dr. Ekrem Keleş, Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Selim Argun’un yanı sıra Diyanet’in üst düzey yöneticileri de eşlik etti.

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, İslam İşleri, Davet ve İrşat Bakanı Al Şeyh ile bir araya geldi

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da İslam İşleri, Davet ve İrşat Bakanı Salih Bin Abdülaziz Al Şeyh ile bir araya geldi. Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, davetinden dolayı Bakan Al Şeyh’e teşekkür etti. Riyad'daki Bakanlık binasında gerçekleşen ikili ve heyetler arası görüşmede açıklamalarda bulunan Başkan Erbaş, Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerinin çok iyi olduğunu belirterek, Suudi Arabistan ile mevcut ortak çalışmaların sürdürülmesinin yanı sıra yeni projelere de imza atmak istediklerini kaydetti. Başkan Erbaş, İslam dünyasının yaşadığı sıkıntılara işaret ederek, “Hem iki ülke arasında yapacağımız hizmetler noktasında, hem diğer İslam ülkelerine yönelik neler yapabiliriz, bunları görüşmekte fayda var. Dünyanın çeşitli yerlerinde açlık çeken, zulme uğrayan mazlum pek çok insan olduğunu biliyoruz, bunları da iki büyük ülke olarak görüşmemiz lazım.” dedi. Başkan Erbaş, İslami ilimlerin asıl kaynağının Arapça olduğunun, Arapçayı da bu dili konuşan ülkelerde öğrenmenin daha çabuk, daha faydalı olduğunun altını çizerek ülkemizden bu istekte olan öğrencilerin, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'ın yanı sıra Mekke ve Medine'deki üniversitelerde eğitim almaları noktasında; İslam İşleri, Davet ve İrşat Bakanlığı’ndan destek beklediklerini söyledi. Başkan Erbaş, araştırma amaçlı Türkiye'ye gelmek isteyen Suudi Arabistanlı öğrencilere her türlü desteği sağlamaktan memnuniyet duyacaklarını ifade etti. Başkan Erbaş, Riyad ziyaretiyle başlatılan ortak çalışmaları tamamlamak üzere Al Şeyh'i Ankara'ya davet etti. Bakan Al Şeyh ise Diyanet İşleri Başkanlığı ile çalışmaya istekli olduklarını belirterek, daha önce başlatılan çalışmaların sürdürülmesinin yanı sıra yeni ortak çalışmalara imza atılması için çaba göstereceklerini bildirdi.

Bakanlık ve Diyanet arasındaki ilişkileri sağlamlaştırma açısından bu tür ziyaretleri son derece önemsediklerine vurgu yapan Al Şeyh, "Bilindiği üzere Suudi Arabistan'ın birçok ülkede İslami çalışmalara yönelik faaliyetler yapan kurumları var. Türkiye'nin de aynı şekilde dünyanın birçok ülkesinde çalışmaları söz konusu. Dolayısıyla Müslümanların ve kardeş iki ülkenin çıkarına olacak şekilde ihtilaflardan uzak bir zemin oluşturmalıyız." dedi. Al Şeyh, İslami çalışmaları yürütmek için kendilerine destek veren iki ülkenin liderleri olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ve Kral Selman bin Abdülaziz'e teşekkür ederek, "Türkiye ve Suudi Arabistan'ın iki kardeş ülke olarak büyük potansiyelleri var. Bunu çok iyi kullanmamız gerekir ki Müslümanları terörle suçlayanlara karşı, İslam'ın mesajını doğru şekilde ulaştırmış olalım." diye konuştu.

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Suudi Arabistan Başmüftüsü Abdülaziz Al Şeyh’i ziyaret etti

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Suudi Arabistan temasları çerçevesinde Başmüftü Abdülaziz Al Şeyh ile bir araya geldi. Türkiye ve Suudi Arabistan halklarının asırlardan beri İslam'a ve Müslümanlara hizmet ettiğini söyleyen Başkan Erbaş, iki ülkenin din âlimleri olarak istişare içinde olmaları ve özellikle dinî eğitim konusunda iş birliği yapmaları gerektiğini belirtti. Türk halkının, İstanbul Boğazı'nın Asya yakasına kutsal topraklar tarafında olduğu için "Harem" dediğine işaret eden Başkan Erbaş, "Bizler mümin kardeşleriz. Bunun gereğini yerine getirmek üzere bu tür ziyaretleri sıklaştırmamız gerekiyor. İslam dünyasının çok sorunları var. Bunun çözümü için de sahih din anlayışını yaymalıyız. Geçmişte aramıza ırkçılık üzerine fitne yaydılar, şimdi ise mezhepçilik üzerine fitne yaymaya çalışıyorlar. Bu nedenle uyanık olmalıyız." dedi. Türk vatandaşlarının kutsal topraklara ciddi bir teveccühü olduğunu vurgulayan Başkan Erbaş, "2 milyon 120 bin Türk vatandaşı Müslüman, hac ibadeti için Diyanet İşleri Başkanlığı'na başvuruda bulundu. Bunlardan kura sistemiyle ancak 80 binini gönderebiliyoruz. Türkiye'den yıllık olarak umre yapan Müslümanlar ise 500 binden fazladır." diye konuştu. Başmüftü Abdulaziz Al Şeyh ise Türk heyetinin ziyaretinden son derece memnun olduklarını dile getirerek, "İki ülke ilişkileri günden güne iyiye gidiyor. Bunun kanıtı da Türkiye'ye giden Suudi Arabistan vatandaşlarının sayısındaki artıştır." dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Riyad’da konferans verdi

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, çeşitli temaslar için bulunduğu Riyad’da, İslam İşleri, Davet ve İrşat Bakanlığı yöneticilerine, vaizlere ve hatiplere, “Diyanet İşleri Başkanlığının Türkiye ve Ülke Dışında Din Öğretimi Alanındaki Tecrübeleri” başlıklı bir konferans verdi.

Konferansında, ‘Teknoloji, bilim, ekonomi, hukuk gibi alanlarda yaşanan sorunların temelinde, İslam’ın dünya ve evren tasavvurunun ihmal edilmesinin önemli bir etken olduğunu görmekteyiz.” diyen Başkan Erbaş, Türkiye’nin en önemli kurumlarından olan ve bugün dünyanın 100'den fazla ülkesinde, eğitim, sosyal yardım, rehberlik ve müessese inşası hizmetleri sunan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, önemli çalışma alanlarından birinin de eğitim olduğunu söyledi.

Başkan Erbaş, Türkiye’nin 20. yüzyılın başlarında Osmanlıdan gelen ilmî gelenekten önemli ölçüde istifade ettiğini anlatarak, Diyanet’in yurt içinde ve yurt dışında yürüttüğü eğitim çalışmaları hakkında bilgi verdi.

İslam dünyasının zor süreçler yaşadığını ve özellikle son asır boyunca, sosyal, iktisadi, siyasal alanda yaşanan hızlı değişimlerin, eğitim alanını etkilediği ifade eden Başkan Erbaş, “Bilgi ve teknolojinin de etkisiyle bireysel ve toplumsal anlamda ilgi, algı ve olguların çok hızlı değiştiği günümüzde, din öğretiminin dünü, bugünü ve geleceği adına önümüzde devasa meseleler olduğunu fark etmek durumundayız.” dedi.

Din öğretiminin tüm boyutlarıyla ele alınması gerektiğine işaret eden Başkan Erbaş, “Hem son yüzyılın hayata gecikmişliğini telafi etmek, hem de bugüne ve geleceğe geç kalmamak adına din öğretimi meselemizi, amaç, muhteva ve işlevsellik yönüyle, sosyal ve küresel gerçeklikler göz ardı edilmeden, çok boyutlu olarak, kapsamlı, disiplinli ve uzun vadeli çalışmalarla, kendimizle yüzleşmekten çekinmeden ele almak ve müzakere etmek zorundayız.” diye konuştu.

Başkan Erbaş, din öğretiminde gelenekle doğru bir ilişki kurmanın önemine dikkat çekerek, “Din öğretimi, tarihî müktesebatıyla güçlü ve doğru bir ilişki kurarak, mefkûre boyutunda evrensel bir bakış açısını tahkim etmelidir. Geleneği toptan reddetmek ya da geçmişi her şeyiyle bugüne taşımak gibi bir imkânsızlığı teklif etmek yerine, dünü, bugünü ve yarını bütünlük içinde ele almak önemsenmelidir.” ifadelerini kullandı.

İslami ilimlerin nihai amacının; insanın Rabbiyle, toplumla ve çevreyle olumlu ilişkiler kurmasını temin etmek olduğunun altını çizen Başkan Erbaş şöyle konuştu:

İslam medeniyetinde bilgi, hikmet ve ahlak bir bütündür

İslam medeniyetinde bilgi, hikmet ve ahlak bir bütündür. Yaşadığımız son iki asra yakından baktığımızda, bilim, bilgi ve felsefenin oldukça öne çıkmasına rağmen bireysel ve toplumsal anlamda, tarihin en büyük krizlerinin yaşandığını görmekteyiz. Bilimsel, teknik ve sosyal alanda yaşanan gelişmelerin, insanlığı neden daha güzel bir hayata taşımadığı sorusu, oldukça önemli ve üzerinde düşünmeye değer bir mevzudur.

Yaşanan sorunların temelinde İslam’ın dünya ve evren tasavvurunun ihmal edilmesi önemli bir etkendir

Dini öğretim, ilimleri dinî/dinî olmayan şeklinde keskin çizgilerle tasnif etmenin ötesinde, hayata bütüncül yaklaşmalıdır. Bugün insanlığın sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel alanda yaşadığı bireysel ve küresel sorunların hangisinin, İslam’ı ve Müslümanları ilgilendirmediğini söyleyebiliriz? Nitekim teknoloji, bilim, ekonomi, hukuk gibi alanlarda yaşanan sorunların temelinde; insana, çevreye, evrene bakıştaki çarpık ve yanlış anlayışın yani aslında İslam’ın dünya ve evren tasavvurunun ihmal edilmesinin önemli bir etken olduğunu görmekteyiz. Bununla beraber dinî öğretimin, bugün yeryüzünün küresel meseleleri karşısında ortaya koyduğu perspektifin ve duruşun gözden geçirilmeye muhtaç olduğu da aşikârdır. Dinin mekasıdı ile dinî öğretimin müfredatı arasında güçlü bir ilişki kurulması zorunludur. Hiçbir ilim dalı, sosyal gerçeklikleri ve yaşanan hayatı göz ardı edemez.

Yanlış dinî bilgi ve din tasavvurunun terör ve tefrika gibi meselelerde etkisinin olduğu aşikârdır

Bugün küresel anlamda İslamofobi endüstrisiyle bir algı operasyonunun varlığı yanında, İslam toplumlarında da dinin doğru anlaşılması alanında sorunların olduğu da malumdur. Yanlış dinî bilgi ve din tasavvurunun, dinî kavramların bağlamından koparılarak istismar edilmesinin; yaşanan terör, tefrika, etnik ve mezhebi farklılıkların soruna dönüşmesi gibi meselelerde etkisinin olduğu aşikârdır.

Bugün İslam medeniyetinin köklü ve kapsamlı birikimini idrak eden, çağını iyi tanıyan nesillere ihtiyaç vardır

Bugün, İslam medeniyetinin köklü ve kapsamlı birikimini idrak eden, çağını iyi tanıyan, bugünü imar ve geleceği inşa edecek nesillere ihtiyaç vardır. Bu nesli yetiştirecek, ufuk, müfredat ve müesseselere ihtiyaç vardır. Müslüman ülkelerin dinî kurumları ve kuruluşları arasında yakın ilişki kurmak, güncel dinî meseleleri tartışıp çözüm üretmek, din hizmeti ve eğitimi alanında işbirliğini geliştirmek önemlidir. Özellikle İslam düşüncesinin, ilim, hikmet ve kültür dünyamıza kazandırmış olduğu zenginliklerinin, ülkelerimizde nesillerimize en güzel şekilde aktarılmasının, coğrafyamızın, ümmetin ve insanlığın geleceği açısından oldukça önemli olduğunu vurgulamak istiyorum.

Dini istismar eden örgütlerle fikrî düzeyde mücadele edecek uluslararası akademiler kurulmalıdır

Küreselleşen dünyada sadece bölgesinin değil, bütün insanlığın meselelerini gündemine almaya mecbur olan ulema ve dinî kurumlarımızın, sorunları bütün boyutlarıyla düşünerek yaşanılan çağa uygun çözümler ve söylem geliştirmesi elzemdir. Dolayısıyla bilgi, idrak, söylem ve din dili konusunda yetkin ilim adamlarına ihtiyaç vardır. Bu manada, tüm dünyaya İslami ilimler alanında müfredat üretecek, uluslararası ölçekte alanında uzman din adamları yetiştirecek; dini istismar eden DEAŞ, FETÖ, Boko-Haram, Şebab gibi örgütlerle fikrî düzeyde mücadele edecek, ihtilaflara çözüm üretecek uluslararası akademilerin kurulması önem arz etmektedir.

Güçlü ve müreffeh bir İslam dünyası, insanlığın huzur ve güvenini de temin edecektir

İslam toplumları olarak bizler, kendi aramızda beraberlik ve dayanışmayı güçlendirdiğimizde, imkânlarımızı birleştirerek ortak çalışmalarımızı geliştirdiğimizde, coğrafyamızdaki birçok sorun kolayca çözülebilecektir. Güçlü ve müreffeh bir İslam dünyası, aynı zamanda bütün insanlığın huzur ve güvenini de temin edecek; hak, hukuk, adalet, emniyet arayan insanlığın vicdanı ve umudu olacaktır.

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Riyad Uluslararası Türk Okulunu ziyaret etti

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Suudi Arabistan ziyareti kapsamında Riyad Uluslararası Türk Okulu'nda, öğretmenler ve öğrencilerle bir araya geldi.

Okula gelişinde Okul Müdürü Zeki Bozkurt ile öğretmenler ve öğrenciler tarafından çiçeklerle karşılanan Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’a, öğrenciler büyük ilgi gösterdi. Başkan Erbaş, İstiklal Marşının okunmasının ardından öğrencilere hitap etti.

Okulda kendisini Türkiye’de gibi hissettiğini belirten Başkan Erbaş, İstiklal Marşıyla başlamanın son derece anlamlı olduğunu belirtti. Öğrencilere “İstiklal Marşını hepiniz biliyor musunuz, hanginiz ezbere okuyabilir?" diyen Başkan Erbaş, el kaldıranlar arasında yer alan ilkokul öğrencisi Merve İpek'i kürsüye davet etti. Başkan Erbaş İstiklal Marşı'nın bir bölümünü, Merve İpek'le beraber okudu.

Bugün eğitim sisteminin, kendisinin öğrencilik dönemlerine göre çok geliştiğini ifade eden Başkan Erbaş, "Bizim zamanımızda bu imkânlar yoktu. Şu anda imam-hatip liselerinde ve diğer liselerimizde, millî ve manevi yönden gelişmek için çok güzel imkânlar var." diye konuştu.

Başkan Erbaş ayrıca Suudi Arabistan'da yaşayan Türk Okulu öğrencilerine, Arapçayı öğrenmeleri tavsiyesinde bulunarak şöyle konuştu: "Gerekirse anne-abalarınıza, sizi kursa göndermelerini söyleyin. Arkadaşlarınızdan duyduğunuz Arapça ile kalmayın."

Riyad Uluslararası Türk Okulu ziyaretine, Başkan Erbaş’ın yanı sıra Türkiye'nin Riyad Büyükelçisi Erdoğan Kök, Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Dr. Ekrem Keleş, Başkan Yrd. Doç. Dr. Selim Argun ile Başkanlık üst düzey yöneticileri katıldı.

Başkan Erbaş, ziyaretin sonunda öğrenciler ile birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi.