“4. Uluslararası İyilik Ödülleri” sahiplerini buldu

Pazartesi, 02 Nisan 2018 17:33
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Türkiye Diyanet Vakfı’nın düzenlediği “4. Uluslararası İyilik Ödülleri”, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde,  Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Kongre ve Kültür Merkezinde gerçekleştirilen törenle sahiplerini buldu.

Törene, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Başbakan Binali Yıldırım, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş katıldı.

"Dünyayı İyilik Değiştirecek" sloganıyla düzenlenen “4. Uluslararası İyilik Ödülleri”, bin 500 iyilik hikâyesinin arasından belirlenen yedi kişiye verildi. Törende bu yılki ‘Vefa Ödülü’ ise milletimizin huzuru, vatanımızın birlik ve beraberliği, insanlığın barış ve güvenliği için canlarını feda eden bütün şehitlerin ve gazilerin aziz hatıralarına ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) şahsı manevisine verildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödülü Türk Silahları Kuvvetleri adına  Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’a verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan

Cumhurbaşkanı Erdoğan törende yaptığı konuşmada, “Dünyanın farklı ülkelerinden, kıtalarından Türkiye'ye teşrif eden bütün misafirlerimize 'hoş geldiniz' diyorum. Sizleri, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde, milletin evinde, bu gazi mekânda ağırlamaktan şahsım, milletim adına büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Bu yıl dördüncüsünü tevdi ettiğimiz iyilik ödüllerinin ve İyilik Haftası'nın; ülkemiz, milletimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum." diyerek, ödül töreni için Diyanet İşleri Başkanlığına da teşekkürlerini iletti.

'Uluslararası İyilik Ödülleri'nin, ihdasından bu yana geçen sürede insanlar arasında bir iyilik halkasının oluşmasına vesile olduğuna inandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti:

"Bunun yanında ödülümüz, Diyanet İşleri Başkanlığımızın ve Türkiye Diyanet Vakfının da en prestijli projelerinden biri hâline geldi. Bu ödüller hem ülkemizde hem de dünyanın farklı köşelerinde gayret gösteren iyilik neferlerine umut, cesaret ve güç verdi. Bu ödüller vesilesiyle bizler de birbirinden değerli hayır faaliyetlerinden haberdar olduk, gerçekten göz yaşartıcı hikâyelere şahitlik ettik.

Etrafımızda yaşanan onca savaşa, şiddete ve insanı insanlığından utandıran vahşet görüntülerine rağmen, dünyanın dört bir ucundan gelen iyilik hikâyeleriyle sevindik, gururlandık, ümitlerimizi tekrar yeşerttik. Gerek bu projenin serpilip büyümesine, gerekse şu muhteşem kardeşlik atmosferinin tesisine katkı sağlayan herkese teşekkür ediyorum."

"Gördüklerimiz bize istikbalimiz adına umut aşılıyor"

Ödül alan hayat hikâyelerine işaret eden Erdoğan, "İnsan olarak bizi diğer varlıklardan ayıran temel hasletlerin hâlen diri olduğunu gösteriyor. Buradan gördüklerimiz bize istikbalimiz adına umut aşılıyor, güven veriyor. Her biri diğerinden kıymetli bu hikâyelerde hâlen iyilik pınarlarının çorak gönülleri sulamaya devam ettiğine şahit oluyoruz." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bin 500 hikâye arasından seçilen, bu seneki ödüllere layık görülen, çevresinde "Hayat Tamircisi" olarak bilinen, engelli hayvanlara kendi imkânlarıyla bugüne kadar 200 protez yapan 22 yaşındaki Mardin Derikli Hasan Kızıl'ı tebrik etti.

Eğitim, tarım ve çevre alanındaki özgün çalışmalarıyla Türk milletinin hayırseverliğini, Afrika'nın çorak topraklarına taşıyan Sevde Sevan Usak'ı tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi:

"Kütüphaneye çevirdiği dükkânıyla mahallesindeki çocuklara kitap okuma aşkını aşılayan Üsküdarlı Kanber Bozan kardeşime, Kanada'nın Montreal şehrindeki küçük lokantalarını ihtiyaç sahipleri için Halil İbrahim sofrasına dönüştüren Yahya Hashemi ile Ala Abdelrazaq Jabur kardeşlerimi, 'Komşusu açken tok yatan bizden değildir.' hadisini rehber edinerek, kardeşlik seferberliğine öncülük eden, Suriyeli muhacirlere ensar olan Doktor Mahmut Karaman Beyefendi’yi, yetim bir Peygamberin ümmeti olarak yetim ve öksüzlere sahip çıkan, hayatını sürdürdüğü Amerika'da soğuk odalarda ölümü bekleyen onlarca çocuğa sıcak bir yuva sunan, 'Yetimlerin Babası' Libyalı Muhammed Bzeek kardeşimi, vazife yaptığı tarihî Hasan Paşa Camii'ni, sokak çocuklarının ve sokakta kalanların rehabilitasyon merkezine çeviren Levent Uçkan Hocamızı... Velhâsıl bu yıl iyilik ödüllerini tevcih ettiğimiz tüm kardeşlerimizi, şahsım ve milletim adına gönülden tebrik ediyorum."

Sezai Karakoç'un, "Kalbinde merhamet adlı bir çınar olan" ifadesini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm iyilik neferlerine ve hayır öncülerine şükranlarını sundu.

Erdoğan, hayırseverlere "Dünyanın dört bir yanında diktiğiniz bu iyilik fidanlarının, uzun yıllar meyve vermeye devam edeceğine inanıyorum." diyerek seslendi.

"Vefa ödülünün Mehmetçiklerimize takdim edilmesinden büyük bir memnuniyet duydum"

Bu yılki vefa ödülünün de çok anlamlı bir yere gittiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti:

"Vefa ödülünün milletimizin göz bebeği, istiklalimizin ve istikbalimizin teminatı, bölgemizdeki mazlumların muhafızı kahraman Mehmetçiklerimize takdim edilmesinden de büyük bir memnuniyet duydum. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla hem vatanımızın güvenliğini temin ediyor, hem de terör örgütlerinin zulmüne maruz kalan kardeşlerimizin yardımına koşuyor.

İşte son birkaç gündür Afrin'den yansıyan insanlık dışı manzaraları sizler de görüyorsunuz. Sivilleri canlı kalkan olarak kullanan, kurduğu tuzaklarla çocukları katleden terör örgütünün makyajı tel tel dökülüyor. Şu an itibarıyla 3400 teröristi etkisiz hâle getirdik. Ne yaptık? Afrin'e girdik, giriyoruz çok fazla bir şey kalmadı. Ama biz işgal için girmiyoruz. Biz, Afrin'i oraların gerçek sahiplerine teslim etmek için giriyoruz.”

Başbakan Yıldırım

Başbakan Binali Yıldırım törende yaptığı konuşmada, "Ödül alacak dostlarımız hiç şüphe yok ki takdire şayan, güzel işler yaptılar, bir karşılık beklemediler. İyiliği insan olmanın şuu-ruyla yaptılar. Çünkü insanın fıtratında sevgi vardır, merhamet vardır." diye konuştu.

Kötülüklerin, insanın özünden, yaradılış gayesinden uzaklaşması ve sırat-ı müstakimi kaybetmesi nedeniyle ortaya çıktığını, dünyada kötülüğün hüküm sürdüğü her yerde bu hakikatin görüldüğünü belirten Başbakan Yıldırım, "Görünen sebep ne olursa olsun, aslında dünyadaki bütün mücadeleler iyilikle kötülük arasındadır. Allah bizleri, istikametini kaybedenlerden ve insanlığına yabancılaşanlardan eylemesin." ifadelerini kullandı.

Başbakan Yıldırım, Türkiye Diyanet Vakfının (TDV), yurt içinde hayır ve iyilik için çalışan bin şubesi olduğunu aktaran Yıldırım, dünyanın 140 ülkesinde din, dil, ırk ayrımı yapmadan iyilik faaliyetlerini aralıksız sürdürdüğünü vurguladı.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş'a ve TDV camiasının bütün mensuplarına teşekkür eden Başbakan Yıldırım, hizmetlere katkı sağlayan hayırsever vatandaşlara da şükranlarını sunduğunu, ödüle hak kazananları kutladığını dile getirdi.

Başbakan Yardımcısı Bozdağ

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ da konuşmasında, "İyiliğin, hayırların ve yardımlaşmanın çoğaldığı ve yaygınlaştığı toplumlarda; huzur, barış, güven ve mutluluk da artar, kötülük ve kötüler de azalır. Kötülüğü yok etmemiz, kötülerin kaybetmesini sağlamamız için içimizdeki iyilerimizi, hayırlılarımızı ve yardımseverleri artırmak, bunun için bütün yönleriyle daima bir seferberlik içinde olmamız şarttır." dedi.

Bakara Suresi'nin 177'nci ayetinde, Allah'ın iyiliği tanımladığına dikkati çeken Bozdağ şöyle konuştu:

"Bizler iyilik, hayır ve yardımlaşma medeniyetinin mensuplarıyız. Bizler, iyilik, hayır ve yardımlaşmayı emreden ve bunları yapanları, dünyada ve ahirette müstesna bir yere koyan inancın sahipleriyiz. Bizler, insanlardan teşekkür almak veya 'ne iyi insan' demelerini sağlamak için değil, Allah'ın rızası için iyilikte ve hayırda yarışmanın en büyük mevki olduğuna inanan bir medeniyetin sahipleriyiz."

İyilik ve yardım yapanların sevildiğine işaret eden Bozdağ, esas iyiliğe ulaşmanın, ancak sevilen şeyleri Allah yolunda harcamakla mümkün olabildiğini, iyi ve güzel işte aracılık edenlerin ise hem kendilerinin hem de örnek alanların yaptıklarından pay aldıklarını söyledi.

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş ise konuşmasında, Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamber’in sünneti rehberliğinde yükselen İslam medeniyetinin bir iyilik medeniyeti olduğunun altını çizerek, Müslümanların, iyilik ahlakını ve hayır işleme bilincini gittikleri her yere taşıdıklarını söyledi.

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, iyilik ödüllerini, iyiliği hâkim kılmak, gündem yapmak, zihinlerde ve gönüllerde iyilik adına farkındalıklar oluşturmak için düzenlediklerini belirterek,  “Amacımız iyilik bilinci ve gayretiyle hayatı ve yeryüzünü güzelleştirmektir. İyiliği güçlendirmek, iyilikleri birleştirmek, iyilik kervanını yeryüzünün her yerine ulaştırmak ve kötülüğe yer bırakmamak gayesi ile çalışmaktır.” dedi.

Başkan Erbaş, Diyanet İşleri Başkanlığının, İlahiyat ve İslami İlimler Fakülteleriyle işbirliği içerisinde, başta dinî bilginin üretilmesi, güncellenmesi ve yaygınlaştırılması olmak üzere iyiliğin bütün alanlarında milletimize ve insanlığa daha kapsamlı, güçlü ve etkin çalışmalarla hizmet ve rehberlik edeceğini ifade etti.

İyiliğin, hakikat ve güzellik adına, merhameti kuşanarak yola revan olmak olduğunu ifade eden Başkan Erbaş, “İyilik, mazluma, muhtaca elini, evini, yüreğini açıp, ensar olmaktır. İyilik; yetime kardeş, yoksula sevinç olmaktır.” diye konuştu.

Başkan Erbaş, iyiliğin, yeryüzüne emanet bilinciyle yaklaşıp, bütün insanlar için canı, aklı, dini, nesli ve malı muhafaza etmek gayesiyle çalışmak olduğunu kaydetti.  

“Müminler için hayat, bir iyilik yolculuğudur. İnsan da bu dünyaya, Âlemlerin Rabbi’ne ‘inanmak’ ve ‘iyi işler yapmak’ için gelen bir yolcudur.” diyen Başkan Erbaş konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Hayatı güzelleştirecek en büyük imkân, iyiliktir”

İyilik; toprağa düşüp yeşeren, yeşerip serpildikçe yeniden toprağa düşüp binlerce fidan olarak hayatı yeşerten bir tohum gibidir. İnsana düşen, iyiliğin dünyayı değiştirme gücüne sahip olduğuna inanmak ve iyilik tohumlarını gönüllere serpmektir. Onları bereketlendirecek olan Cenab-ı Hakk’tır. Bizler, hayatı güzelleştirecek en büyük imkânın; iyiliğin gücü olduğuna inanıyoruz. Ancak iyilik; emek ister, değer ister, yürek ister, inanç ister.

“İyilikler sadece Rıza-ı Bârî için yapılır”

Kur’an-ı Kerim’in bizlere gösterdiği hedef,  hayırlı işlerde birbirinizle yarışın mefkuresidir. “İyilik ve takvada yardımlaşın, günah ve düşmanlıkta yardımlaşmayın.” ilkesidir. İyilik, ihlas ve ihsan ahlakı ile hayat bulur. Yani samimiyeti kuşanmak, gösterişten uzak ve beklentisiz olmaktır. İyilikler sadece Rıza-ı Bâri için yapılır. İçine zerre kadar gösteriş karıştığında, o iyilik sıradanlaşır ve iyilik olma vasfını kaybeder.

“İyiliğin hâkim olması için gayret etmek zorundayız”

İyilik çalışmalarının iki boyutu vardır; birincisi, iyi ve güzel olanı yaygınlaştırmak, ikincisi de kötülüğün ortadan kalkması için mücadele etmektir.  Bu anlamda iyilik adına, barışı, adaleti, merhameti, paylaşmayı, yardımlaşmayı tercih ederek, bu değerlerin yaygınlaşması ve hâkim olması için gayret etmek zorundayız.

“Zulmün karşısında, mazlumun yanında olmak en büyük iyilik hareketidir”

Kötülüğün, ifsadın, zulmün, fitnenin, ayrımcılığın, ötekileştirmenin, haksızlığın, şiddetin önüne geçmek için çaba göstermeye de mecburuz. Zulmün karşısında, mazlumun yanında olmak en büyük iyilik eylemi ve hareketidir. Bu asil duruşun, Kur’an-ı Kerim’deki en açık ve kapsamlı ifadesi “Emr-i Bil-Ma’ruf ve Nehy-i Ani'l-Münker”dir. Bunun içindir ki elimizle, dilimizle ve kalbimizle iyiliğin yaygınlaşması için çalışmak ve aynı şekilde kötülük karşısında duruş sergilemek, imanımızın gereğidir.

“Biz, dünyayı iyiliğin değiştireceğine inanıyoruz”

Biz, dünyayı iyiliğin değiştireceğine ve her birimiz birer iyilik neferi olduğumuzda, bütün insanlığın huzurlu ve onurlu bir hayata kavuşacağına inanıyoruz. Elbette mülkün sahibi ve Âlemlerin Rabbi olan Allah, yeryüzünde iyiliğin egemen olması için çalışanları muhakkak destekleyecek ve onları asla yalnız bırakmayacaktır.