ÇOCUK İŞİ

Yazan  Fatma Nur Yılmaz | Çizen: Özlem Aka Pazar, 03 Aralık 2017 14:13
Öğeyi Oyla
(0 oy)

(Geçen sayıdan devam)

Duyduklarından sonra uyku tutmayan Ömer ve Cihad, diğer arkadaşlarına erkenden buluşmak için haber saldı. Tüm çocuklar toplanıp, bir yapbozu birleştirir gibi bildiklerini bir araya getirince her şey anlaşıldı: Kıble taşları, çok eski zamanlarda mahallenin, köyün, kısacası bölgenin en yüksek yerine kıbleyi gösterecek biçimde konulan taştı. Mahallelerindeki kıble taşı da çok uzun yıllar önce mahalleli namaz kılarken kıblesini kolayca bulabilsin diye bu tepeye konmuştu.  Eserler yapıldıktan sonra üzerlerinden geçen yıl kadar kıymetlenirlerdi. Bunlara tarihî eser adı verilirdi. O karanlık adamlar tarihî eser kaçakçısıydı ve Kıble Taşı Mahallesi’nin taşının da ne kadar kıymetli olduğunu bir şekilde öğrenmişlerdi. Şimdi mahallelerinin asırlık kıble taşını söküp götürmek, para karşılığı satmak istiyorlardı.

Olayın sırrını çözen çocukların önünde şimdi daha büyük bir sorun vardı:  Ne yapacaklardı? Harekete geçmeleri gerektiğini söyleyenler, korkanlar, yumruğunu sıkanlar…  Kıble taşının etrafı daha önce görülmemiş bir hareketliliğe sahne olmuştu.

En doğru olanı mahallenin büyüklerinden de yardım istemekti ama kendileri bile bu olanlara inanmakta zorluk çekerken onları inandırmak vakit istiyordu ve buna imkân yoktu. İyiden iyiye ümitsizliğe düştükleri sırada Yasin ayağa kalktı:

- Kıble taşsız Kıble Taşı Mahallesi olur mu? Bir fikrim var, yaklaşın! dedi.

Gece, mahallenin üzerini bir yorgan gibi örtmüştü. Öyle ki siyah giyimli adamlar ve onların siyah renkli arabaları çok zor seçiliyordu bu karanlıkta. Kaç kişiydiler? 10? 20? 30? Evet, karanlıkta kara bir leke gibi otuz siyah giyimli adam, bir siyah kamyonet ve bir siyah kamyon… Aletleri arabadan çıkarıp kıble taşını sökmek için harekete geçtikleri anda, tepenin on yerinde on garip ışık görüldü. Ve on garip ses duyuldu. Karanlık adamlar birkaç adım geriye çekildiler. Işıklar yanıp sönüyor, sesler yükselip alçalıyordu. Bu on aydınlık, karanlığın üzerine yürümeye başladı. Bu dehşet veren olay ve onlara doğru gelen esrarengiz on ışık karşısında, karanlık adamlar düşe kalka bağıra çağıra kaçıştılar.

On aydınlık otuz karanlığa; on iyilik otuz kötülüğe galip geldi. Kıble Taşı Mahallesi’nin çocukları ellerindeki fenerler, üzerlerindeki beyaz kıyafetler; akıl, iyilik ve cesaretleriyle tarihî eser kaçakçılarını alt etti.

Bitti…