Huzur Beldesi

Yazan  Selman Tuna Salı, 23 Ocak 2018 21:28
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Bugünlerde adını sıklıkla duyduğumuz ve özellikle haber bültenlerinde, şehre ve şehir insanlarına yapılan saldırılarla gündeme gelen mübarek şehir Kudüs, İslam tarihinde çok önemli bir yere sahiptir.

Mescid-i Aksâ ilk kıble olmasının yanı sıra; Mirac hadisesinin yaşandığı yer olması sebebiyle biz Müslümanlar için kutsaldır. Kur’an-ı Kerim’de toplamda 111 âyet olan sûre, adını; ilk âyetin konusu olan “İsrâ” yani “Geceleyin Yürütmek” anlamından alır ve Mîrac yolculuğunda, Hz. Peygamber’in bir gece, Mekke’den Kudüs’e götürülmesini ifade eder. İlk ayetin Türkçe açıklaması ise; “Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir” şeklindedir.

Peygamber Efendimiz de Kudüs’ü mübarek sayarak, ashabına ziyaret edilmesinin hayırlı olacağını hatırlatmıştır. Kudüs’ün fethinin ardından birçok sahâbî ve onlardan sonra gelen tâbiîn nesli şehri ziyaret etmiş, bir kısmı buraya yerleşmiştir.

Hazreti Peygamber’in vefatından sonra Hz. Ömer’in halifelik yıllarında, Kudüs; İslâm orduları başkumandanı Ebû Ubeyde b. Cerrâh tarafından fethedilmiştir. Hz. Ömer’in adaletine çok güvenen Kudüs halkı; şehri, bizzat halifeye teslim etmek istemişler ve bu teklifleri İslam orduları tarafından Halife’ye iletilerek kabul edilmiştir. Bu fetih sıradan bir şehir kuşatması olarak değerlendirilemez. Hz. Ömer, bütün insanlara hoşgörü ve güven konusunda benzersiz bir örnek sunmuştur.