On iki Bin Yürek

Yazan  Rabia Gülcan Kardaş Salı, 23 Ocak 2018 21:29
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Bu yumurtalar pek lezzetli gibi dedim anneme, yarın kahvaltıda pişirsen mi?

-Olmaz, dedi annem, onlar bana lazım.

-Biraz süt kalmış şişede, içsem de büyüsem, dedim. Olmaz güzel kızım, dedi annem, süt de bana lazım.

-Neyi sorsam sana lazım, ya ben ne yapayım?

-Sen azıcık sabret mesela. Bak yumurtayı kırdım, şekerle çırptım çoktan. İçine biraz un, süt, kabartma tozu ve vanilya koysam, dedi annem.

-Yine de tereyağında yumurtayı tercih ederdim. Yanında mis gibi süt de içerdim, dedim.

Biraz da kakao ekledi annem. Fırını yaktı. Bütün karıştırdıklarını içine koydu. Sonra da benim karşıma oturdu:

-Bazen iyi şeyler için, sevdiğimiz bazı şeylerden vazgeçmemiz gerekir. Sen sütten, yumurtadan vazgeçtin. Ama hepsi sana başka bir şey olarak dönecekler.

Meraklı gözlerle baktım anneme. Tam o esnada fırından bir koku merhaba dedi burnuma. Annem kek yapmıştı işte. Fırından çıkarınca, hemen kesip bir dilim yiyeceğiz sandım. Öyle olmadı. Annem:

-Bunu, daha iyi bir şeyle değiştirmeye var mısın?

Şaşırdım, heyecanlandım, mesela? dedim.

Kalabalık bir yere gittik. Kudüs yararına bir hayır pazarı imiş. Önce sinema salonu gibi bir yerde bir şeyler izledik. Benim yaşımda çocukları, askerler  annesiz, babasız bırakıyormuş, evlerini yıkıyormuş.

Anne, ne yapabiliriz kardeşlerimiz için, dedim. Onların ihtiyaçları karşılansın diye para toplamaya çalışıyoruz, bak biz de kekimizle destek oluyoruz, dedi. Kekimizi annesiz, oyuncaksız kardeşlerimize vereceğiz demek ki… On bin milyon kek yemekten daha güzel!

Başka? dedim. Dua edelim, onları ziyaret edelim dedi, oradan geçen bir abla. Sonradan öğrendim adını, Hilâl imiş. Kudüs’ü anlatırmış, Kudüs’e götürürmüş öğrencileri... Elimi tuttu, birlikte sahneye gittik. Konuşmaya başladı:

-Yavuz Sultan Selim Han, Kudüs’e Osmanlı olarak hizmet etmek üzere ilk kapıları açandır. Şehri aldığında, mescide 12.000 kandil yakmış görevliler, onu neşeyle karşılamışlar. Şimdi biz de, zor durumdaki kardeşlerimiz için, Kudüs için dua eden 12 bin yürek olsak, 12 bin damla gözyaşı yanaklarımızdan süzülse, yere düşmeden samimi bir dua gibi göklere çıksa, Filistin kurtulur mu, ne dersiniz? Kalbimizde bir Yavuz cesareti, gönlümüzde bir Selim şefkati yok mudur? İlk kıblemize, peygamberlerin, Peygamberimizin emanetine sahip çıkmaya niyetli 12 bin yürek bulamaz mıyız? Her ay 12 bin kişi Kudüs’e gidip kucaklayamaz mıyız bizden olanı? Ben bir olmaya niyet ettim, dedi Hilâl abla.. Sonra bana dönüp, söyle bakalım küçük kız, sen de iki olur musun, dedi.

Olurum dedim, sevinçten gözlerim doldu. Salonda sanki 12 bin pırıl pırıl ışık gördüm.