İYİ Kİ BURADAYIZ

Yazan  Zekiye Çoban Pazartesi, 05 Şubat 2018 17:56
Öğeyi Oyla
(0 oy)

İlk yardım dersimiz henüz bitmişti ki, duyduğumuz feryatla kendimizi bir anda dışarı attık. Küçük bir tavşan yaralanmış, acı içinde yerde kıvranıyordu. Yanında onun için yardım isteyen arkadaşları vardı.  Ne yapacağımı bilemez bir halde şaşırmış ve telaşlanmıştım. Sonra baktım ki bizim ilk yardım ekibi gayet soğukkanlı. Biz görevlilerin ikazıyla kenara çekildik. Bu şekilde daha rahat çalışmalarına fırsat vermiş olduk. Yaralı tavşan, özenle içeri taşındı.

-Ayağı kırılmış, olmalı dedi görevli sincaplardan biri.

-Öyle görünüyor. Dikkat edelim, daha fazla zarar görmesin.

-Zavallı tavşancık! Ne oldu acaba?

İlk yardım ekibimiz, yaralı tavşanın kırık ayağının güzelce sarılıp, hareketsiz kalmasını sağladı. Maharetli patiler, daha neler beceriyormuş meğer. Annemle ben ağzımız açık bir vaziyette ilk yardım ekibinin yerinde ve hızlı müdahalesini izliyorduk.

Annem bir ara kulağıma fısıldadı:

-Ne kadar hızlılar, ne güzel çalışıyorlar, değil mi? Bizim daha öğrenecek çok şeyimiz var.

-Sahiden öyle, dedim anneme. Daha yüz ağaç yemiş yememiz lazım.

Annem usul usul söylenmeye devam etti:

-Gerçi ben aşçı olarak çalışacağım burada. Bu kadarını bilmeme gerek yok herhalde. Ben daha çok yemek kitaplarıyla haşır neşir olmalıyım.

Annemin bu sözüne gülmemek için kendimi zor tuttum:

-Seni bilmem anne, dedim. Ben bugün ilk yardımın ne kadar önemli ve gerekli olduğunu gördüm.
Ben bu kursu güzelce bitireceğim. Gerekli ne varsa öğreneceğim. Sertifikamı da alacağım.

-Bakıyorum da çok gayretlisin, dedi annem. Aferin sana.

-Sağolasın anne. Kimin yavrusuyum, deyince annem bayağı mutlu oldu.

-Bu iş, sorumluluk duygunu hayli güçlendirdi. Baksana şu haline… Ağaçlardan indiremediğim, ele avuca sığmayan Palamutumuz şimdi neler düşünüyor, bak seeen!

Annemle sohbete dalmış, nerdeyse olanları unutmuştuk. Bir baktık ki ortalık iyice sakinlemiş.

İlk yardım müdahalesinden bir süre sonra kendine gelen yaralı tavşan, yorgun ve cılız sesiyle tekrar tekrar teşekkür etti:

-Siz olmasanız ben ne yapardım? Kurda kuşa yem olurdum. Hepiniz çok yaşayın. İlk Yardım Merkezi’ne bu şekilde yolumun düşeceği aklımın ucundan bile geçmezdi. Bir iyileşeyim. Ben de yardım edeceğim size.

-Görevimiz bu tavşan kardeş. Bu işler hepimizin başına gelebilir. Yorma kendini. Tabii ki birbirimize yardım edeceğiz.

-Siz ne güzel sincaplarmışsınız öyle. Sizi tanıdığıma öyle mutlu oldum ki!

-Biz de seni tanıdığımıza mutlu olduk. Haydi dinlen biraz.

Yaralı tavşancık az sonra dinlenmeye çekildi. Biz de eve doğru çıkmak için hazırlandık. İçimi ısıtan bir huzurla arkadaşlarıma “iyi akşamlar” diledim.  İyilik gönüllülerinin arasında olduğuma bir kez daha sevindim.

Annem sanki içimden geçenleri okuyordu:

-İyi ki buradayız değil mi Palamutçuğum?

-İyi ki anneciğim, iyi ki…