AHMET EFE İLE KONUŞTUK

Yazan  Vural Kaya Pazartesi, 05 Şubat 2018 18:09
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Birkaç cümle ile sizi tanıyabilir miyiz?

Müftü Mustafa Efe’nin oğlu olarak 1955 yılında Kayseri’de doğdum. Ankara İmam-Hatip Okulu ve Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nden mezun oldum. Bir süre memurluk yaptım. Sonra yayıncılık işleri ile ilgilendim. Şimdi İstanbul’da yaşıyorum. Üç çocuğum var.

Çocukken çocuklar için yazacağınızı düşler miydiniz?

Ortaokul ve lise yıllarında şiirler, hikâyeler yazmaya başladım. O yıllarda iki hikâye kitabım Diyanet Yayınları’nda neşredildi. Bundan sonra çocuklar için yazmayı kendime görev edindim.

Çocukken okumayı en çok sevdiğiniz şeyler nelerdi?

Okul kitaplığımızda yerli yabancı çeşitli çizgi romanlar vardı. Onları okuyordum. Çocuklara millî ve manevi değerleri anlatan eserleri bulmak zordu. Bunlar içinde en çok Ömer Seyfettin’in hikâye kitaplarını seviyordum.

Çok sevgili okurlarımız nasıl iyi okur olur sizce?

İyi bir okuyucu olmak için istek ve sabır gerekir. Bir kitabı elimize aldığımızda mutlaka baştan sona okumaya çalışmalıyız. Kendimiz için küçük kitaplıklar kurmalıyız. Bu hususta ailelerimizin yardımlarını almalıyız.

İlk kurucuları arasında yer aldığınız Diyanet Çocuk Dergisi hakkında neler söylersiniz?

Bu derginin ilk sayısı 1979 yılında neşredilmiştir. Bu yıl Unesco tarafından Çocuk Yılı ilan edilmişti. Ben TRT Genel Müdürlüğü’nde çalışıyordum. Oradan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın teklifiyle Çocuk Dergisinin editörlüğüne başladım. İlk sayıdan 40. sayısına kadar dergiye emek verdim. Dergiyi gerçekten pek yoğun ve özverili bir çalışmayla hazırlıyorduk. O sıralarda bu camiada bu tür yayınlar pek bulunmuyordu. İlgi ve sevgiyle okunduğunu biliyor, mutlu oluyordum.

Size ait bir gezegen olsaydı ne yapmak isterdiniz?

Rabbimizin mükemmel yarattığı dünya küresinde yaşıyoruz. Bize onu korumamız ve tüm insanlık için daha yaşanılır bir yer kılmamız emredilmiştir. Bu yüzden buradaki bütün vazifelerimiz mukaddestir. Eğer gücüm yetseydi  bu gezegende inandığım tüm kutsal değerleri yaşatmak isterdim. Hangi ırk, renk ve dinde olursa olsun bütün çocukların acı çekmelerine engel olurdum. Bana ait bir gezegen olsaydı bile orada yine İslam’ın yüksek değerlerine sahip çıkardım.

Küçük Prens’ten alıntılayarak sorayım: Keyfinizce harcayacak elli üç dakikanız olsaydı ne yapmak isterdiniz?

Biz yabancı yazarların eserlerinde kendimize bir yol tarifini zor buluruz. Keyfimizce harcayacak bir saniyemiz bile olamaz! Hayatımızın her ânında Mevlâ’mızın rızasını kazanmak isteriz. Bu da ancak, iyiliği yaygınlaştırmakla sağlanabilir.

Çok sevgili okurlarımıza özel tavsiyeleriniz neler olur acaba?

Şu dünya hayatında en mühim şey dinimizdir. O, hayatımızdan daha değerli olan ahiretin saadetlerini getirecek olan tek şeydir. Bu sebeple çocuklarımıza en büyük tavsiyem dinleri ile ilgili konularda bilgi sahibi olmalarıdır. Mutlaka Kur’an-ı Kerim’i okumayı öğrenmeleridir. Kitap okuma alışkanlığını mutlaka kazanmalıdırlar.

İlk yazınız, şiiriniz vs. yayınlandığında hissettiğiniz duygu ve düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?

İlk şiir ve hikâyelerim yayınlandığında gerçekten büyük bir sevinç ve mutluluk duydum. Onların dergi ve kitaplarda yayınlanması yüreğime bir genişlik vermiştir, yazma istek ve azmimi artırmıştır. Zaten “marifet iltifata tâbi” değil midir?

Yazdığınız çocuk ve gençlik kitaplarından en çok hangisini önemsiyorsunuz? Elbette kitaplarınız arasında bir ayrım yapmazsınız, fakat en gözde eserinizi de merak ediyoruz?

Çocuklarımız için pek çok masal, hikâye, şiir, antoloji ve ansiklopedik kitap hazırlamaya çalıştım. Bütün bir ömrümü bu işe adamış gibi oldum. Bugüne kadar 150’den fazla eserimiz neşredildi. Bunlar arasında Peygamberlerimizin hayatını anlattığım kitapların ayrı bir yeri vardır. 

Çok sevgili okuyucularımızın yüreklerine dokunacak bir hoşça kal der misiniz?

Okurlarımızın hepsini candan selamlıyor, yarınlarımızı kuracak olan sevgili yavrularımızın gözlerinden öpüyorum. Onlar her şeyin en iyisine, en güzeline lâyıktırlar. İslâm’ın hayat haline getirildiği tertemiz bir dünyada yaşamaları temennisiyle hepsini Allah’a emanet ediyorum.