BURASI YALNIZ BİR KALE DEĞİL, MEDİNE’DİR!

Yazan  Zehra Tuncel Salı, 10 Nisan 2018 20:25
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Tarihimiz, vatansever, dürüst, cesur ve yüreği Allah ve Peygamber sevgisiyle dolu pek çok kahraman barındırır. Osmanlı Devleti’nin son döneminde, Kûtü’l-Amâre’yi İngilizlerden kurtaran Halil Paşa ve Medine’yi canı pahasına savunan Fahreddin Paşa bu kahramanlardan sadece ikisidir. 

Birinci Dünya Savaşı’na  1914 Kasım ayında katılmak zorunda kalan Osmanlı Devleti pek çok cephede düşmanla savaşmak zorunda kalmıştı. Bazı cephelerde savaş kaybedilmiş fakat, İngiliz ve Fransızların Çanakkale ve Gelibolu’yu ele geçirmelerine izin verilmemişti.

İngilizler, Bağdat’a ilerlemeyi hedefliyorlardı, bu amaçla Kûtü’l-Amâre‘yi kuşattılar ve  Osmanlı ordusu, savaş malzemesi eksikliği ve kuvvet yetersizliğinden  25 Eylül 1915’te  bu bölgeyi kaybetti. Osmanlı kuvvetleri geri çekilerek savunmaya geçtiler, 23 Kasım’da tekrar hücum ettiler. İngilizler yaklaşık 4.500 kayıp verdiler ve  Kûtü’l-Amâre‘ye çekildiler. İngilizlere destek için Basra’dan gönderilen yardım kuvvetleri de Osmanlı kuvvetleri karşısında direnemedi. Yardım kuvvetlerinin son taarruzu da bastırılınca, kuşatma altındaki General Townshend, Halil Paşa komutasındaki Osmanlı ordusuna daha fazla direnç gösteremedi ve 29 Nisan 1916’da kayıtsız şartsız teslim oldu.

Bu zafer, Bağdat’ı ele geçirme planları yapan İngilizlere darbe vurdu, fakat İngilizler, Hicaz bölgesinde Şerif Hüseyin’in ayaklanmasını destekleyerek  bu bölgeden vazgeçmediklerini gösterdiler.

Şerif Hüseyin, oğullarıyla birlikte isyan başlattı, Medine civarındaki demiryollarını ve telgraf hatlarını kırıp yıktılar. Hazırlıklı olan Fahreddin Paşa karakollara yapılan saldırıları püskürttü. İsyancılar, Medine dışındaki tüm Hicaz bölgesini ele geçirdiler. Kanal Harekâtı sebebiyle İstanbul’dan hiçbir yardım ulaşamadı, buna rağmen Fahreddin Paşa komutasındaki ordu, pek çok muharebeyi kazandı.

İsyancılar, İngiliz casusu Lawrence’ın yönlendirmesiyle Hicaz demiryollarını tahrip ettiler ve Fahreddin Paşa ordularını şehir merkezine çekmek zorunda kaldı.

Fahreddin Paşa açlık, hastalık ve pek çok olumsuz duruma ve şehri teslim etmesi yönünde gelen baskılara rağmen Medine’yi isyancılara teslim etmek istemedi. Çünkü onun düşüncesine göre; “Burası sadece bir kale değil, Medine’dir. Kucağında Peygamberimizin mukaddes kabrini taşıyan Medine-i Münevvere’dir.” Fahreddin Paşa’nın gönlü, Medine kalesindeki Türk bayrağını elleriyle indirmeye razı olmadı. Ne var ki 13 Ocak 1919’da Mondros Ateşkes Antlaşması gereğince Hicaz bölgesi artık Osmanlı Devleti’nin hizmet götürdüğü beldeler olmaktan çıktı.

O, azmi ve son ana kadar direnmesiyle düşmanı olan İngilizlerin gözünde bile “Türk Kaplanı” Fahreddin Paşa’dır.