MELEK HANIM’IN ÇİFTLİĞİ: “ÇANAKKALE KAHRAMANLARI”

Yazan  Hafsa Boynukalın Salı, 10 Nisan 2018 20:38
Öğeyi Oyla
(4 oy)

Ağabeyim ile ablam, ben küçükken Çanakkale ve Gelibolu’ya gitmişler, dedelerimizden yadigâr muharebe alanlarını, aziz şehitlerimizin şehitliklerini ziyaret etmişler. Ben de artık büyümüştüm. Anneme, bana verdiği sözü sık sık hatırlatıyordum.  Kahraman dedelerimin izlerini sürmek,  zaferleri ile tekrar tekrar onur duymak arzusu içindeydim.  Bir bahar günü, annemin verdiği yolculuk müjdesi ile heyecanla dolmuştu yüreğim.

Annem ile el ele Çanakkale vapur iskelesine inmiştik. Annem bana engin tepeleri göstererek:

- Harbin en şiddetli geçtiği yerler, dedi. Şanlı askerlerimiz buralarda hayatlarını vatan sevgisi ile feda ettiler ama düşmana geçit vermediler. I. Dünya Savaşı’nda, Osmanlı Devleti zor durumdaydı. Halkın morale ihtiyacı vardı. Çanakkale Zaferi ile halk büyük bir moral kazanmıştı. Ardından gelen Kûtü’l-Amâre Kuşatması da başarılı sonuçlanmıştı.

Annem ile tabyaları ve şehitlikleri ziyaret ettik. Yolumuz Seddülbahir’e giden yoldan papatyalar açan bir vadiye çıkmıştı. Yol boyunca bir  dere akıyordu. O esnada hava bozulmaya başlamıştı. Yeşil çimlerle örtülmüş bir tepenin kıyısında, sırtını tepeye yaslamış iki bina kalıntısına rastladık. Annem:

- Şuradaki harabe binanın kıyısında bekleyelim, yağmur bastıracak, dedi.

Etrafı gözlemledikten sonra:

- Burası Melek Hanım’ın çiftliğinden arda kalanlar, diye ekledi.

- Melek Hanım’ın Çiftliği mi? diye sordum.

- Çiftlik şimdi bir harabe olmuş ama savaş döneminde Melek Hanım Çiftliği’nin çok değerli hizmetleri olmuş Türk askerine. Melek Hanım çiftliğin sahibiymiş. Adı gibi bir insanmış. Çiftliğini savaş başlayınca askerlerimize açarak, bütün imkânlarını seferber etmiş. Yemekler pişirmiş, askerlerimizin çamaşırlarını yıkatmış, onlara bir anne gibi moral sağlamış, annelik yapmış.

- Kocaman bir kalbi varmış, dedim.

- Müşfik ve aynı zamanda cesur insanmış, dedi annem. Çiftliğini savaş sırasında hiç terk etmemiş.

Yağmur şiddetini artırmıştı. Annem başıma şapkamı takıp:

- Seninle günlüğünü okuduğumuz aziz şehidimiz İbrahim Naci’yi hatırladın mı? diye sordu.

- Evet, hiç unutmadım ki... diye cevap verdim. Annem:

- İbrahim Naci savaş esnasında tuttuğu günlüğünde, Melek Hanım’ın Çiftliği’ne geldiklerinden bahsediyor. Burası savaş esnasında askerlerimiz için kurulmuş olan ilk sıhhiye binası olmuş. 

Yağmur sakinleşmişti. Annemle el ele yola koyulduk. Uzaklaşmadan dönerek Melek Hanım’ın Çiftliği’ne yeniden baktım. Annemin anlattıkları gözlerimde canlanmıştı. Sanki çiftlik binasında sobalar yanıyor, acele yemek pişiriliyor, Melek Hanım, yaralı askerlerimizin birinden diğerine koşuyordu.