Amsterdam Notları

Yazan  Dr. Ruhi İNAN | Balıkesir Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Cumartesi, 31 Mart 2018 17:22
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Berlin'den Amsterdam'a hızlı trenle gitmek şeklinde bir plan yaptım. Aslında hava yoluyla gidebilirdim fakat benim için trenle gitmek ayrı bir tecrübe oldu. Bilirsiniz Almanlar oldukça dakiktirler. Bir treni kaçırmanız hâlinde sıkıntılı bir duruma düşebilirsiniz. O sebeple işlerinizin ters gitmemesine dua etmelisiniz. İnternet üzerinden Berlin'den Amsterdam'a nasıl gidileceği ile ilgili ayrıntılı bir araştırmadan sonra hangi hat üzerinden gideceğimden nerede inip nerede tren değiştireceğime kadar not defterime her şeyi yazdım. Öyle ki her şey ucu ucuna, gram sapma yok. Ziya Paşa “Bârân yerine dürr-i güher yağsa semadan bî-baht olanın bağına bir katresi bana düşmez.” der ya; o gün trenin arıza yapacağı tuttu. Geciktik mi bir sonraki trene. Uzun bekleyişlerden sonra yeni bir tren bileti kesildi, ardından diğer biletleri değiştirdim ve nihayet yola revan olduk. Üç saat yolculuktan sonra uyur uyanık vaziyette Amsterdam tren garına ulaştım. Büyük bir kalabalık akıyor caddelere doğru... Türkçe konuşan gençler duyuyorum. Abla, yaşlı, genç, çocuklu demeden insanlar bisiklet kullanıyor. Bisiklet yolları, kanallar, turistler... Allah'ım, ne kadar Türk var burada!

Şehir içinde ulaşım oldukça rahat ve birçok seçenek var; tramvaylar, kiralık bisikletler, sandallar ve otobüsler... Yürüyerek gezilebilecek bir şehir Amsterdam ama çok yorulmamak için toplu taşımayı kullanabilirsiniz. İsterseniz "Amsterdam Kart" satın alırsınız; böylece hem toplu taşımadan sınırsız yararlanır hem de bazı etkinliklerden ücretsiz faydalanabilir hatta bazı müzelere bedava ya da indirimli giriş imkânınız olabilir. Eğer bunu istemiyorsanız 16.5 avroya sınırsız ulaşım kartı (72 saatlik) alabilirsiniz.

Kanallar şehri olarak bilinen Amsterdam, Venedik'i hatırlatıyor. Okuduğuma göre Venedik'ten daha fazla kanala sahipmiş. Turist tekneleri 15 avroya sizi gezdiriyor. Kanal turu biraz sıkıcı gelebilir, neredeyse bütün kanallar birbirine benziyor. Benim için bir tur yetti de arttı bile. Turdan sonra şehrin ortasında oldukça büyük bir alana kurulmuş yemyeşil bir park olan Vondelpark'a gittim. Park; oturanlar, piknik yapanlar, koşanlar, grup hâlinde eğlenenlerle dolu. Dünyanın bu tarafı acıdan zerre miskal nasibini almamış gibi. 

Museumsplein denen meşhur bir mıntıka var, hemen onun yakınında Ferdinand Bolstraat Caddesi üzerinde yürünebilir. Haftanın ilk gününden cumartesiye kadar 9.30-17.30 arasında kurulan Albert Cuypstraat Pazarı görülmeye değer. Pazarda hem ucuz hem de güzel  şeylere rastlamak mümkün. Hediye alırken Amsterdam'da hiç zorlanmıyorsunuz. Farklı tasarımlara şehirde önem verilmekte, binaların mimari tarzında bu durumu fark ediyorsunuz hatta hediyelik eşyalarda da aynı durum söz konusu. Farklı tasarlanmış chopstickler (Çinlilere has yemek için kullanılan tahta çubuk), mutfak eşyaları, lens kapları gibi ürünler satan birçok dükkan bulmak mümkün.

Centraal Station, Amsterdam'da görülmeye değer yerlerin başında yer alıyor. Hemen önünde "I love Amsterdam" yazısının önünde fotoğraf çektirebilirsiniz. Oldukça küçük ve dar sokaklardan oluşan şehir merkezini, yürüyerek gezmek lazım. Bu şehirde özellikle bisiklet trafiğine özen göstermek lazım. Biri size çarpabilir dikkat edin, hatta azarlanabilirsiniz. Uyanık olmanız lazım. Bisiklet trafiğine uyum sağlarım, diyorsanız 5-8 avroya bisiklet kiralamak mümkün.  Bunun dışında bisiklet turları var, bir rehber eşliğinde grup olarak sürüyorsunuz.

Amsterdam'ın kalbi olarak bilinen Dam Meydanı hem yaz hem de kış çok canlıdır. Etrafınızda dünyanın her tarafından gelmiş turistler, akrobatlar, fotoğraf çekenler, müzisyenler, meraklı gözlerle etrafı inceleyen gezginler görebilirsiniz. Meydanın yanında XVI. yüzyılda belediye binası olarak kullanılmış Kraliyet Sarayı var. Ayrıca XV. yüzyıldan beri taç giyme törenlerinin yapıldığı önemli bir gotik kilise olan Niewe Kerk (Yeni Kilise)  Kilisesi bulunuyor. Yine burada İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra savaş kurbanlarını anmak için ve özgürlüğün sembolü olarak dikilmiş olan 22 metre yüksekliğinde Ulusal Anıt yükseliyor. Anıtta savaşı temsil eden dört erkek figür, barışı temsil eden kadın ve çocuk; direnişi temsil eden iki adam ve uluyan köpekler tasvir edilmiş. Burayı insanlar, buluşma noktası olarak kullanıyor.

Amsterdam’ın en önemli müzesi Hollanda’nın millî sanat galerisi olan Rijksmuseum, Rembrandt van Rijn, Vermeer, Frans Hals ve Jacob van Ruysdael gibi dünyaca ünlü sanatçıların eserlerinin sergilendiği bir yer. Hollandalı Mimar Pierre Cuypers tarafından 1885’te inşa edilen ve 2012’de Hollanda Kraliçesi Beatrix tarafından tekrar açılan Rijksmuseum’da 8 bin sanat eseri, gemi maketleri, antika eşyalar, yerel kıyafetler, heykeller gibi önemli sanat koleksiyonları sergileniyor. Rijksmuseum, 35 bin kitap ve el yazması içeren iyi donatılmış kütüphanesiyle ülkenin sanatı ile kültürünün seviyesini gösteren önemli durak noktalarından. Buraya en az iki saatinizi ayırmalısınız. Girişi 11 avro olan Van Gogh Müzesi ziyaret edilmesi gereken yerlerden biri. Burada bazı sanatçıların açık mekân ve ışık ile geometrik şekillerde tasarımı sergilenir. Bunların en kayda değeri ise yukarıdan dökülen ışıkla canlanan merdivenlerdir.

Sonuç olarak Amsterdam ya da Hollanda’yla ilgili şu ilginç bilgileri dikkate almakta fayda var. Hafif uyuşturucular (marihuana, haşhaş) ve halüsinojenik mantarlar, Hollanda’da “kişisel kullanım” adıyla devlet tarafından tamamen yasal olarak kabul ediliyor. Kablosuz internet ağı, Hollandalı bilim adamı Victor Hayes tarafından icat edilmiştir. Hollanda ile özdeşleşen turuncu renk ya da "portakal" yakıştırması Hollanda Kraliyet Ailesi için kullanılan ''Oranje'', eski bir Hollanda prensliğinden geliyor. Ülkenin en alçak yeri, denizden yedi metre aşağıda; en yüksek yeri ise denizden 321 metre yukarıdadır. Göz muayenesi için hastalara okutulan alfabe tablosu Hollanda’da bulunan bir icat. Hollanda ile özdeşleşen lale; ülkeye ilk olarak XVI. yüzyılda Osmanlıda hem Almanya hem Hollanda adına elçilik yapan Ogier Ghislain tarafından gönderilmiştir. Bugün ise Hollanda dünyanın en büyük lale üreticisi ve ihracatçısıdır. Şehre biraz uzak kalsa da Amsterdam'la özdeşleşen yel değirmenlerine de mutlaka gitmelisiniz.