Beklemek

Salı, 02 Ekim 2018 21:51
Güz yağmurlarının çatıları dövdüğü bir akşamüstü, evde olmadık bir telaş boy vermiş, Sait çocuk aklıyla o akşamı diğer akşamlardan ayıran şeyin ne olduğunu anlamaya çalışmıştı. Okulların açılmasına daha vardı. Evdeki beklenmedik hareketlilik bu yüzden olamazdı. Bir ara babasının ajansa kulak kabarttığını gördü, o da pür dikkat dinlemeye koyuldu. Spiker av…

Birini Al, Birini Koy!

Pazartesi, 03 Eylül 2018 23:51
Müzeyyen Hanım; kapıdan girerken buruşmuş ellerini dizlerine koyup bir lahza soluklandı, torununun evinden gelen rayihaları içine çekti. Torunu anneannesinin her ziyaretinde, yüreğinde bir bayram kıpırtısı duyardı. Gözlerinde yıldızların ışıltısını andıran minik parıltılar boy verirdi. Torun ve anneanne, bu buluşmaları hasretle beklerlerdi. Müzeyyen Hanım; aksatmadan içtiği ikindi çayının yanında bir tutam…

Gün Işığı

Perşembe, 02 Ağustos 2018 10:13
Aynaya son kez baktı… Her şeyi muntazamdı; baş örtüsü, elbisesi, önlüğünün üzerine giydiği cübbesi... Derin yaraların ardındaki hüznünü ise yine o sevecen gülümsemesi ile kapatmıştı. Çantasını kontrol etti âdet olduğu üzere, odadan çıkmadan önce. Lüzumlu olan her şey yanındaydı. Üzeri kuş desenli cüzdanına ilişti gözü fermuarını kapatırken. Kuşları çok severdi,…

Bahar Tomurcuğu

Salı, 03 Temmuz 2018 10:00
Tahsin evin tek oğluydu. Anneciği belki de bu yüzden çok içerlemişti oğlunun gurbete gitmek isteyişine. İki kızını şehre gelin vermiş; gurbet acısı, evlat hasreti nedir öğrenmişti. Köyden helal süt emmiş bir gelin alıp ahir ömrünü oğlu, gelini ve doğacak torunlarıyla geçirmekti dileği. Öyle ya, kasabanın kızları bile köyde yaşamak istemezlerdi.…

Can Bula Cananını

Salı, 29 May 2018 13:28
“TRT Ankara Radyosu ‘Ramazan Özel Programı’nı dinlemektesiniz.” Kemal Bey günlerdir bu anonsu beklemekteydi. Mushaf’ını rafa yerleştirip Canan Hanım’a seslendi, programın başladığını haber ettikten sonra her zamanki köşesine oturdu. Dirseğini koltuğa dayadı. Gözlerini kısıp birazdan odayı dolduracak nağmeleri ürkütmemek için kıpırtısız bir hâlde öylece bekledi. O sırada Canan Hanım seccadesini dürüp…

“İyi ki Ahiret Var”

Cumartesi, 05 May 2018 16:06
Güney illerimizin birinde yüksekçe bir yaylanın sakinleri arasında kederli biten güzellik hikâyeleri kulağıma çokça çalınmıştır. Eskilerin "Yüzü güzel olacağına bahtı güzel olsun.", "Analar tahtını yaparmış, bahtını değil." dediklerine çokça şahit olmuşumdur. Duyunca manasını anlamadığımız bazı sözlerde, yıllar sonra derin manalar keşfederiz ya. İşte öyle bir öykü bu. İsmi Raziye. Altı…

Fedakârlığın Ödülü

Cumartesi, 31 Mart 2018 16:16
Ayla dul kaldığında, şimdilerde birçok kadının yeni evleneceği yaşlardaydı. Elif ve Mustafa adında iki çocuğu vardı. Muzaffer Bey’in ölümü ani olmuştu; çamaşırlar kururken, çocuklar suçiçeği çıkarırken, pirinçlerin taşları ayıklanırken, dolmalık biberler doldurulurken, akşam için pişirilen yemeğin altı kısılırken ya da balkondaki tozlar süpürülürken. Camgüzeli saksısına su verilirken ve daha yapılacak…

Hüzün Sandığı

Cumartesi, 03 Mart 2018 19:49
Arkadaşlarının evlerine benzemiyordu onun evi. Dantelden uçları olan kanaviçe işlenmiş çeyizleri yoktu. Kimsenin alışık olmadığı güpürden masa örtüleri, makine işi olduğu belli mutfak takımları, krinkıl kumaştan perdeleri vardı. Gelen giden teyzeler, “Bak böyle şimdi, her şeyin hazırı var. Okuyan kızlara böyle yapıyor anneleri. Hiç de fena değil valla, gayet güzel…

Pazarcı Sedat

Çarşamba, 31 Ocak 2018 19:46
Çocuksu bir gülümseme yayıldı ince dudaklarına… Aklına, annesinin başörtüsünü burnuna dayayıp uyuduğu günler geldi. Bu yemenilerde annesinin kokusu yoktu. Eminönü’nün hanlarının şikâyet dolu kokuları sinmişti hepsine. Çantasına dallarıyla gülleriyle bir çiçek bahçesi doldurmuştu yine. Semt pazarlarının yolunu tutmuştu bir kez daha. Her gün çuval eskisi tezgâhını açıp ekmek parasını çıkaracak…
Dişlerinin düzensizliği, konuşmasına ıslık sesleri katıyordu. Ağzında oluşan karanlığın o da farkındaydı. Ki her cümlesini ellerini ağzına götürerek kuruyordu. Yaşı oldukça ilerlemiş bu köylü kadından kimseler dişlerinin inci tanesi gibi olmasını beklemiyordu zaten. O yine de eski insanların görünmez bir nişan gibi göğsünde taşıdığı mahcubiyetle utanıyor, sıkılıyordu konuşurken. Yeşili sönmüş…