Biz çocuklar, edebiyatın neresindeyiz?

Yazan  Gülşen Ünüvar | Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Uzmanı/ Pedagog Cuma, 02 Kasım 2018 15:45
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Geçenlerde bana almış olduğun kitabı inceliyorum anne. Oldukça renkli, orta kalınlıkta, kimi sayfalarda çizimler var. İsminin içinde “Macera” kelimesi de geçiyor. Ve arka kapağında ne kadar heyecanlı, sürükleyici ve etkileyici bir kitap olduğundan bahsediyor uzun uzun. Genel olarak epeyce bir emek harcanmış, belli. Kâğıt kalitesinden hiç ödün verilmemiş mesela. Kolay kavranabilmesi için elin parmaklarına göre ergonomik bir tasarım uygulanmış. Kapağın iç kısmına, sürpriz hediye mahiyetinde bir paket yapıştırılmış. Bitki tohumları olabilir mi acaba? Ya da güzel kokması için lavanta dalları. Meyve çekirdeği koyduklarını da duymuştum bir arkadaşımdan… Henüz bakmadım. Ne çıkacak içinden bir fikrim yok. Bilmem kaç bin adet basıldı diye büyük puntolarla not düşülmüş. Yazarının çok havalı bir ismi var, sosyal medyada kullandığı ön adını da eklemeyi unutmamışlar. Belli ki takipçileri epey fazla…

Kitabı alırken tüm bunlara dikkat ederek seçtiğini tahmin ediyorum. Büyük bir ihtimalle, reyon görevlisinden de yardım istedin. Yaşımı, cinsiyetimi ve hatırlayabildiğin kadarıyla ilgi alanlarımı söyleyerek önerebileceği kitaplar olup olmadığını sordun. Olmaz mı hiç! Vardı elbette. Benimle aynı yaştaki diğer çocukların en çok tercih ettikleri kitapları öğrenmek istedin. En çok satılanlar reyonunda şöyle bir gezindin. Kendisinin okuyup okumadığını bile bilmediğin, konusu hakkında hiçbir fikre sahip olmayan bir yabancının tavsiye ettiği kitabı aldın. Görevlinin kitabı yüceltici onlarca süslü cümle kurduğunu duyar gibiyim… Peki, içeriğini hiç merak ettin mi anne? Ne anlatıyor bu kitap? Aslında doğru soru şu olmalı; bu kitap neyi nasıl anlatıyor? Hangi yöntemlere başvuruyor anlatımı kolaylaştırmak için? Verdiği örnekler, kullandığı kelimeler, kastettiği işaretler, kafamızda canlandırmak istediği görüntüler… Bunların her biri değerlerimize, öz benliğimize, gelenek göreneklerimize, yaşantımıza, aile yapımıza, yaş seviyemize, ilgi alanlarımıza, okuma kültürümüze ve daha birçok kıstasımıza uygun düşüyor mu?

Bana hediye kitap almak istemen çok güzel bir düşünce anne. Biliyorum, çok kitap okumamı istiyorsun. Düzgün bir dille kendimi en doğru şekilde ifade edebilmem için çabalıyorsun. Okuyan, araştıran, sorgulayan, hayal dünyasını genişleten, kendini geliştiren bir insan olmam tüm gayen. Kitap okumayı ben de çok seviyorum. Ama doğru kitapları! Bana güzeli, iyiyi, doğruyu, adaleti, vicdanı, sabrı, dürüstlüğü, yardımseverliği ve daha bir dolu insani duyguyu yaşıma göre, usulünce öğreten kitapları... Öyle abartmadan, gözüme sokmadan, azarlamadan, kızmadan, kırmadan! Elbette bu duygular da var hayatta. Ama zamanı gelince öğrenip okuyacağız. Daha farkına varacağımız, daha olgunlukla yaklaşacağımız yaşta öğrenilmesi gereken duygular…

Beni anlıyorsun değil mi anne? Bana aldığın ve alacağın kitaplarda daha seçici olursan, daha bilinçli tercihler yaparsan daha sağlıklı çocukluk dönemi yaşayacağım diye düşünüyorum. Bir eserin sadece dışını inceleyerek fikre sahip olman mümkün değildir bence. Rengârenk kapaklar, abartı kahramanlar, çocukların dünyasından ve çocuk edebiyatından bihaber yazarlar, bizi hiçbir hedefe ulaştırmayan temalar… Tam olarak ne söylemek istediğini anlayamadığımız cümleler, yalan yanlış mesaj veren resimler… Ben ve akranlarım bu duruma maruz kalmak istemiyoruz.

Ne mi istiyoruz? Biz çocukların kendine göre bir dünyası vardır ve biz bu dünyanın merkeze alınmasını istiyoruz. Çocukça düşünmek, çocukça kavramak, keyif alarak, neşe içinde kitap okumak istiyoruz. Bizi yormadan, seviyemizin çok çok üstünde ya da altında kavramlara maruz kalmadan, acaba ne demek istiyor diye kıvranmadan, akıcı yazılar okumak istiyoruz. Upuzun cümleleri anlamakta ve aklımızda tutmakta zorlanabiliyoruz mesela. Sevimli görünsün diye oluşturulan kahramanların aslında şiddet yanlısı olduklarını, sabırsız, kaba, küfürbaz ve saygısız davranışlar sergileyerek yanlış mesajlar verdiklerini üzülerek gözlemliyoruz. Soyut kavramların somutlaştırılarak verilmesi konusunda birçok yazarın yetersiz kaldığını maalesef kimi anne babalar çok geç fark edebiliyorlar. Çok satması, herkes tarafından okunması, reklamının çok yapılması bir kitabı iyi yapmaz! Birisinin çıkıp da “Ben okudum çok beğendim, tavsiye ederim.” demesi de yeterli değildir. Doğru olan; önce yetişkinlerin okuması, fikir sahibi olması, içeriğindeki resimler, şekiller ve çizimlerin incelenmesi, irdelenmesidir.

Lütfen anne! Bana alacağın kitapları, çocuk olduğumu unutmadan seçer misin? Eğer mümkünse birlikte inceleyelim. Benim de fikrimi al. Hangi rengi daha çok sevdiğime, hangi hayvana ilgi duyduğuma, hangi konuların bana cazip geldiğine ben karar verebilmeliyim. Biliyorum, iyi niyetle hareket ediyorsun. Bilinçli bir ebeveyn olmak tüm gayretin. Ama benimle ilgili konularda beni merkeze koy lütfen! Ben bir çocuğum, unutma! Yazanlar veya yayınlayanlar unutabiliyorlar çünkü. Biz çocuğuz! Biz geleceğiz! Şu an kendi dünyamızın içerisinde kendimiz gibi yaşamak istiyoruz.