Çocukluk çağı

Yazan  Tahir Alangu Cuma, 02 Kasım 2018 15:47
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Çocukluk çağındaki algılarımız, hem unutulmaz, hem de en içten ve katıksız olanlarıdır. İliklerimize kadar işlerler. Onları alır, ruhumuzun en derin köşelerine yerleştiririz. Bu algılar, bizim benliğimize ağır ağır işlerler. İçimizdeki çocukluk dünyasının başka düşüncelere kapalı kuytuluklarında yerleşir, çevremizi o algılarla görmemizi öğretirler, temelimize ilk taşları koyarlar. Kişi, hele sanatçı eğilimleri olan kişi, çocukluk günlerinden başlayıp eline kalemi alacağı gençlik günlerine kadar, bu soy temel algıları derliyerek, çevresine onlarla bakıp kendini biçimleyerek yürür. Bir gün eline kalemi alıp da, çatışmalar dünyasına yönelince, mutsuzluk ve bezginliğin çaresizliğine düşünce, ruh ve düşünce düzeninin ta üstteki taşlarından biri yerinden oynar. O zaman ta aşağılarda kalmış bu algılar dünyası, kaçıp bir yerlere sığınmak gereğini duyan sanatçıya kucağını açar. Bir tek çocukluk anısı bile başına yıkılan dünyadan kaçan sanatçı için bir sığınak olur. Üşüyen yüreğini ve yalnız hayatını ısıtmak için bir tek anıyı üretip işliyerek, ipekböceğinin koza içine girmesi gibi içine girer, özlediği bir mutluluk havasına ulaşır. Bu hikâye yazmak değil, “hikâyeyi yaşama yerine almak, onu kurarak içine sığınmak” demektir.

 

Bu kategoriden diğerleri: « Kulluk bilinci ve namaz Masal »