MEDİNE KALPLİ BANGLADEŞ

Yazan  Saliha DİLMAÇ Salı, 28 Kasım 2017 14:14
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Bangladeş, Güney Asya’da Myanmar ve Hindistan’a komşu olan bir ülke. 160 milyonluk nüfusunun %90’ı Müslümanlardan oluşan Bangladeş, İslam dünyasının en kalabalık nüfusuna sahip olan ülkesi durumunda. Uzun kumsalların ve ormanların ülkesi olan Bangladeş’in bugün en belirgin özelliklerinden biri, Myanmar’ın sürdürdüğü katliamlar sebebiyle yurtlarını terk etmek zorunda kalan çok sayıda Müslümana kapılarını açarak artık yeni bir Medine olmasıdır. Bu ayki misafirimiz, Bengal kaplanlarının ve nehirlerin ülkesi olan Ensar yürekli Bangladeş’ten Md. Nazmul İslam.

“Adım Md. Nazmul İslam. Babam benim adımı koydu. Adımın anlamı 'İslam’ın yıldızı' demektir. Ankara’da Yıldırım Beyazıt Üniversitesinde Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünde doktora öğrencisiyim.”

Misafirimiz okumak için neden ülkemizi tercih ettiğini anlatıyor:

“Ben Türkiye'yi seçtim çünkü Türk toplumu ve siyaseti üzerinde çalışmak için bir planım var ve bu toplumun Bangladeş toplumuyla uyumlu olduğunu düşünüyorum. Buna ek olarak, oldukça ilgilendiğim alanlar olan "Osmanlı tarihi ve siyaseti" ve "ümmet" kavramı üzerine araştırmalar yapacağım. Böyle bir araştırma için Türkiye en doğru ülke. Müslüman ülkelerin siyasi başkenti olduğuna inanıyorum. Türk kültürünü, geleneklerini ve özellikle kebap ve baklavayı çok seviyorum.”

Altı dil bilen Nazmul; uluslararası üniversitelerde araştırma, öğretim, proje ve sempozyumlarda görev almış. İlgi ve araştırma alanları içerisinde başta çağdaş siyasi ideolojiler, oryantalizm, çağdaş İslami hareketler, uluslararası siyaset, Doğu Asya güvenliği olmak üzere pek çok konu var. 

Nazmul’a ülkemize ne zaman geldiğini ve ilk izlenimlerini soruyorum.

“16 Eylül 2015'te Türkiye'ye geldim. İstanbul'a geldikten sonra Sultan Ahmet Camii’ne ve Ayasofya Müzesi’ne gittim. Marmaray’a binmekten çok hoşlandım. Ben zaten Bangladeş'te Uluslararası İlişkiler öğretmeni olarak çalıştım, bu yüzden İstanbul Boğazı’nı, Osmanlı altyapısını ve Marmara Denizi’ni gördüğümde çok mutlu oldum. Bir gün sonra Ankara'ya geldim. Bir hafta akademik çalışmalarımı tamamlamak için meşguldüm, daha sonra Ankara Kalesi’ne gittim. İki ay sonra, hayatımda ilk defa kar gördüm ve çok şaşırdım. Çünkü Bangladeş’te kar yok. Hatta Bangladeş; yağış, yüksek sıcaklık ve nem içinde mevsimsel olarak geniş değişikliklerle karakterize edilen bir subtropikal muson iklimine sahip. Kar içinde bolca özçekim yaptım. En önemlisi, Türk insanlarını çok yardımsever olarak gördüm.”

Coğrafi olarak bize oldukça uzak bir ülke olan Bangladeş’i daha iyi tanımak için kelime anlamını ve bayrağının anlamını soruyorum.

"Desh adı Hint-Aryan dillerinde, "toprak" veya "ülke" anlamına gelen Sanskritçe kelime “deśha”dan türetilmiştir. Dolayısıyla, Bangladeş adı "Bengal Ülkesi" anlamına gelir. Bayrağımız ise yeşil bir alanda kırmızı bir diskten oluşur. Kırmızı disk, Bangladeş'in bağımsızlığı için ölenlerin kanı ile Bengal üzerinden yükselen güneşi temsil ediyor. Yeşil, Bangladeş'in yemyeşil bitki örtüsünü simgeler.”

Bangladeş, önce Hindistan’dan kopan Pakistan’a bağlıydı. Daha sonra ise Pakistan’dan da ayrılarak bağımsızlığını ilan etti. Nazmul bu kopma sürecini anlatıyor:

“Bağımsızlık Savaşı ya da Bangladeş Kurtuluş Savaşı, kabaca 1971'de dokuz ay süren Batı Pakistan (şimdi Pakistan) ile Doğu Pakistan (şimdi Bangladeş) arasındaki silahlı çatışmayı ifade eder. Savaştan sonra Bangladeş Pakistan'dan bağımsızlığını kazandı. Aslında Bangladeşli ve Pakistanlı insanlar iyi ilişkilere sahipler. En azından Müslüman oldukları için birbirlerini seviyorlar.”

Nazmul’dan ortak ve farklı yönlerimiz hakkında somut örnekler vermesini isteyerek devam ediyoruz…

“Her şeyden önce ortak dine sahibiz. Buna ek olarak, Türkiye’de olduğu gibi farklı görüşlerden insanlara sahibiz. Ama bizim dilimiz ve yiyeceklerimiz farklı. Çünkü Bangladeşli insanlar acılı ve baharatlı yiyecek yemeyi çok seviyorlar ama Türkler bunu o kadar sevmiyorlar. Ülkemizde halkımız “Biriyani”, “Tavuk-Kari” ve “Kichuri”yi çok sever. Tabii ortak yönlerimiz daha çok. Her iki ülke insanı güler yüzlü, misafirperver ve yardımsever.”

Ülkeleri tanımak için kültürlerini, sosyal yaşantılarını, coğrafyalarını vs. öğreniriz. Kıyaslama yaparak değerlendirmek ise ülkeleri daha iyi anlamamızı sağlar. Nazmul’a “Bangladeş’te olan ama Türkiye’de olmayan ve Türkiye’de olup Bangladeş’te olmayan ne var?” diye soruyorum. 

“Bangladeş kalabalık nüfuslu bir ülke. 160 milyon nüfusa sahibiz, ama ben düşünüyorum ki eğer Türkiye’nin nüfusu daha fazla olursa, dünyada etkisi daha fazla olabilir, çünkü Türkiye’de Bangladeş’ten daha fazla vasıflı ve kalifiye insanlar var. Biliyorum bu çok garip görünüyor fakat bu, dünyanın önde gelen ülkelerinde böyle.

Bengal Kaplanı’na da değinmek isterim. Bu görkemli varlık, 3 kilometre uzaktan duyulabilen bir kükremeye sahiptir. Belki Türkiye, Bangladeş'ten bu meşhur kaplanları ithal edebilir.

Kriket ise ülkenin en popüler sporudur. 1999 yılında Ulusal Kriket Takımı, Dünya Kupası'nın bir parçasıydı ve 2000 yılında Test statüsü aldı. İngiltere, Avustralya, Güney Afrika ve Hindistan, kriket oyunlarında Bangladeş’e defalarca yenildi. Umarım, bir gün Türkiye bu oyunu Bangladeş'ten öğrenir.”

Yüzyıllarca farklı ırk ve kültürle etkileşimde bulunan ülkemiz, hep yeni şeyler öğrenmiştir. Görünen o ki bunun sonu yok. Bangladeş gibi coğrafi olarak uzak olan ülkelerle doğal etkileşimlerin ihtiyaç duyduğu uzun bir zaman dilimini beklemek yerine, pekâlâ yararlı projelerle bunları hayata geçirmek mümkün. Ünlü kriket takımlarımız olsa hiç de fena olmazdı!

Nazmul, değerlendirmelerine devam ediyor.

“Altyapı geliştirme ve şehir planlaması Bangladeş için önemlidir. Türkiye'de teknolojik gelişme ve uyum alanında çok harika bir ülke. Özellikle ulaşım ve ticaret buna verilecek örneklerden. Dünyanın en uzun plajı, dünyanın en büyük Mangrov Ormanı Bangladeş’te ancak turistik yerlerde Türkiye'nin yaptığını yapamadık. Bangladeş yönetimi; doğal ve turistik yerleri yönetmek, korumak ve geliştirmek konusunda Türkiye'den çok şey öğrenebilir. Tarım, Türkiye’de olduğu gibi ülkemde de önemli. Dünyadaki en verimli delta topraklarına sahip olmamıza rağmen bunu verimli kullanamıyoruz.

Bangladeş'teki nüfusun %30'undan fazlası yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Ancak ekonomi ve yaşam standartları son yıllarda gelişiyor. Bangladeş’in bütün bu saydığım konularda Türkiye’den öğreneceği çok şey var bence. Bangladeş, kalkınma sürecini Türkiye'den öğrenebilir. Türk siyaseti, geleceğimizin liderleri ve politikacıları için büyük bir örnek teşkil edebilir. ”

Bangladeş dendiğinde aklımıza ne yazık ki Myanmar ve orada hunharca katledilen kardeşlerimiz geliyor. Dün zulümden kaçan ve onurlu bir yaşam arayan masum halklar, bugün yine aynı arayışın içinde. Biliyorsun Nazmul! Sen anlat bize!

Myanmar hükümeti tarafından Rohingya Müslümanları üzerinde yapılmakta olan vahşi katliamdan kaçan 650 binden fazla kişi Bangladeş’e sığındı. Sınır bölgesinde bulunan ve sınırı geçen Rohingyalara yardıma koşan Bangladeş halkına da güvenlik güçleri tarafından kolaylık sağlandı. Geçen iki aydır Rohingyalar için yemek yardımı yapan, çadır kuran ya da kendi evinin kapısını açan Bangladeşliler sayılamayacak kadar çoktur. Bangladeş halkı sadece bu günlerde değil, geçen 30 yıldır 500 binden fazla Rohingya’ya yapabildiği kadar yardım yapmaktadır. Bangladeş halkının kardeşlik davranışı ve sevgisiyle binlerce Rohingya, Bangladeş kimliğini alarak farklı ülkelerde çalışmakta ve okumaktadırlar. Rohingya mültecileri için Türkiye’nin yardım teklifi sevindirici bir haberdir. Aynı zamanda bu zulmün durdurulması konusunda Myanmar’ı ve Bangladeş’i ziyaret eden ve Bangladeş’e sığınan Rohingyalara her türlü yardım teklifinde bulunan Türkiye ve Endonezya da diğer ülkelerdir. Bu ülkeler Ensar-Muhacir kardeşliğinin örnekleridir. 25 Ağustos’tan bugüne kadar Burma’daki Budistlerin katliamından kaçıp Bangladeş’e sığınan Arakanlı Müslümanların sayısı 650 bine ulaştı. İlk günlerden itibaren Arakanlı kardeşlere kucak açan Bangladeş halkı, tek bir yürek olup yardım çalışmalarını sürdürüyor.

Bence, Türkiye ve Bangladeş her ikisi de mülteciler için elinden geleni yapıyor. Türkiye, insani yardım konusunda en cömert ülkeler listesinde, gayrisafi millî gelirine oranla en üst seviyede yer aldı. Hatta Türkiye dünyanın en büyük mülteci nüfusuna sahip ve hâlen 3 milyondan fazla Suriyeliye ev sahipliği yapıyor. Dünyanın yeni bir düzene ihtiyacı var. İnanıyorum ki Türkiye bu liderlik gücünü alacak.” 

Biz sadece inancımızla değil; Ensar ruhuyla birleşen iki ülkeyiz. Muhacir–Ensar kardeşliği değil, Ensar’ın Ensar’a kardeşliği bizimkisi. Bengal ülkesinin kaplan yürekli kardeşleri! Bin yaşayın!