Uhud Harbi’ne katılmak üzere, babam beni Resulüllah’a (s.a.s.) götürdüğü zaman on üç yaşındaydım. Resulüllah (s.a.s.) ile karşılaştığımızda, babam harbe katılmak istediğimi ifade etmek maksadıyla “Kemikleri kuvvetlidir.” diyerek, sefere katılmam için gerekçeler gösterdiği hâlde, yaşımın küçüklüğü sebebiyle Resulüllah (s.a.s.) kabul etmedi.” (Hâkim, el-Müstedrek, III/650.) Ebu Said el-Hudrî (r.a.), Uhud Gazvesi’ne katılma…
“Ey kral! Biz cahil bir millettik, putlara tapardık. Leş yer, her kötülüğü işlerdik. Akrabamızla münasebetlerimizi keser, komşularımıza kötülük yapardık. Kuvvetli olanlarımız zayıf olanlarımızı ezerdi. Yüce Allah bize kendimizden, soyunu, doğruluğunu, eminliğini, iffet ve nezahetini bildiğimiz bir peygamber gönderdi. O bizi, Allah’a ve Allah’ın birliğine inanmaya, O’na ibadet etmeye, atalarımızdan bu…
“Bismillahirrahmanirrahim. Erkam’ın, Safâ’dan biraz ilerideki evi hakkında yaptığı ahid ve vasiyetidir ki: Onun arsası Harem-i Şerif’ten sayıldığından, ev de Haremleşmiş, dokunulmazlaşmıştır. Satılmaz ve kendisine mirasçı olunamaz.” (İbn Sa’d, Tabakatü’l-Kübra, III/242.) Müslüman olduğunda on yedi/on sekiz yaşlarında olan ve yirmi üç yıl kesintisiz Resûlullah (s.a.s.) ile beraber olma şerefine nail olan…
Müslümanlarda büyük bir bekleyiş var... Ebû Bekir (r.a.), Ömer (r.a.), Ebu Ubeyde (r.a.) ve Sa’d b. Ebî Vakkas (r.a.) gibi sahabenin önde gelenlerinin de içinde yer aldığı büyük bir ordu Şam topraklarına gönderilmek üzere hazırlanmaktadır Medine’de. Resûlullah, (s.a.s.) vefatı öncesinde hastalığının günden güne daha da ağırlaşmasına rağmen bu sefere ayrı…
Abdullah b. Ömer’in (r.a.) omzuna elini koyan Rahmet Elçisi (s.a.s.), onun şahsında bütün Müslümanlara nasihat etmektedir bu sözleriyle. Babası Ömer b. Hattab (r.a.) ile Müslüman oldukları günden itibaren Resulullah’ın (s.a.s.) beyan ettiği her bir söze gönülden teslim olan Abdullah b. Ömer (r.a.) Hz. Peygamber’in bu beyanını hayata nasıl taşımak gerektiğini…
Ben onu iyi bir şekilde yetişmesi ve ileride orduları bozguna uğratarak ganimetle dönecek bir kahraman olması için terbiye ediyorum.” (İbn Sa’d, Tabakât, 3: 75.) Küçük yaşta yetim kalan evladını hayata hazırlamak için her türlü zorluğa katlanan bir annenin dudaklarından dökülen ifadeleriydi, bu sözler. Fahr-i âlem Efendimizin (s.a.s.) halası Hz. Safiyye,…
Fahr-i âlem Efendimiz hicret yolculuğuna çıkınca bunu haber alan Medineli Müslümanlar büyük bir hasretle onun yolunu gözlemeye başlamışlardı. Nihayetinde Resûlullah (s.a.s.) kutlu şehir Medine’ye teşrif edince bütün Müslümanlar onu kendi evlerinde misafir etme arzusundaydı. Ancak bu şeref, hicretten iki yıl kadar önce eşi Ümmü Eyyûb ile birlikte Müslüman olan ve…
Resûlullah’ın (s.a.s.) tebliğ ettiği vahye ilk tabi olanlardan olan Sa‘d B. Ebû Vakkās (r.a.), Allah’tan başka ilah olmadığını ve Hz. Muhammed’in onun elçisi olduğunu kabul etmesinin ardından annesinin şiddetli tepkisi ile karşılaşır. Evladının Müslüman olduğunu öğrenen annesi buna çok üzülür ve oğlunu atalarının inancına döndürebilmek için, inancından vazgeçmez ise yemeyip…
Takvimler miladi 622 yılını gösterdiğinde Yesrib şehri artık “Medine” olarak anılmasını sağlayacak kutlu bir misafiri bağrına basıyordu. Resûlullah (s.a.s.), Medine girişinde Ranuna vadisinde ilk Cuma namazını kıldırmasının ardından şehre ulaştı. Büyük bir kalabalık tarafından coşkuyla karşılandı fahr-i âlem Efendimiz. O (s.a.s.), Medine’ye geldikten sonra bütün Ensar kendisine hizmet etmek hususunda…
Rahmet Peygamberi’yle insanlığa ilettiği mesajlar vesilesiyle tanışan Abdullah b. Mes’ud, Mekke ulularının tehditlerinin aksine şehadet getirerek teslim olur Yüce Resul’e. Akabinde, yanında çalıştığı Ukbe b. Ebi Muayt’tan ayrılıp Hz. Peygamber’in yanına gelir ve kendisini gece-gündüz onun hizmetine adar. Öyle ki, Peygamber’in evindeki hâllerini, herhangi bir yere gittiği zamandaki tavır ve…