Ahsen-i Takvim ile Esfel-i Safilin Arasında İnsan

Yazan  Dr. Elif Arslan Salı, 04 Aralık 2018 23:02
Öğeyi Oyla
(1 Oyla)

İnsan, hayatı boyunca esfel ve ahsen arasında geçmekte olan bir imtihandadır. O, ahsen-i takvim olarak yaratılmış, varlık âleminin imar ve ihyası için dünyaya gönderilmiş, sahip olduğu cevher ve yetenekleriyle mahlûkatın en şereflisi kılınmıştır. Bezm-i elestte “Ben sizin Rabb’iniz değil miyim?” sorusuna “Evet, şahit olduk ki Rabb’imizsin.” (A'râf, 7/172.) cevabını veren insan,  maalesef ki hayatın asıl gayesini unutabilmekte, dünyanın bir imtihan yeri olduğunu göz ardı edebilmektedir. Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de “İnsanlar, denenip sınavdan geçirilmeden, sadece ‘İman ettik.’ demekle bırakılacaklarını mı sanıyorlar? Ant olsun ki biz, onlardan öncekileri de sınamıştık…” (Ankebût, 29/2-3.) buyurarak müminleri ikaz eder. Zira insan yaratılış itibarıyla her ne kadar büyük bir kıymeti haiz olsa da ömür denen yolda, yapıp ettikleriyle bu kıymeti muhafaza edebileceği gibi istikametini kaybederek kendini esfel-i safilin kuyularına da hapsedebilir.

Aile Dergisi’nde bu ay Dr. Lamia Levent Abul “Ahsen-i Takvim ile Esfel-i Safilin Arasında İnsan” yazısında Âdemoğlunun serencamını ele aldı. Habil ve Kabil’den başlayan iyilik ve kötülük mücadelesini sayfalarımıza taşıdı.

Aile-ce bölümümüzde Aile Danışmanı F. Betül Yılmaz Eminsoy, “Yorgun Evlilikler”i, eşlerin aynı çatı altında farklı hayatlar yaşaması sonucunu doğuran sinsi bir geçinememe hâli olarak tanımladı. Farkına varmadan eşlerin git gide birbirinden uzaklaştığına değinerek alınabilecek ufak tedbirlerle evliliğin huzurla yürütülebileceğini belirtti.

Biz Bize köşemizde Dr. Bahattin Akbaş, “Modern Çağın İmtihanı: İsraf”ın, sadece bireyi etkileyen bir tutum olmadığını, toplumsal ve küresel krizlere sebep teşkil ettiğini anlattı. Zeynep Demir, “Kalpteki Kara Leke: Kibir” yazısında kişiden kişiye sirayet edebilen, herkeste bir parça bulunan kibrin, önlemi alınmazsa yeşerip boy vererek insanın ruhunu zedeleyen zehirli bir sarmaşığa dönüşebileceğini vurguladı.

Mustafa Mirza Demir, “Geçmiş Zaman Olur Ki”de  “Hak geldi, batıl yok oldu. Zaten batıl yok olmaya mahkûmdur.” (İsrâ, 17/81.) ayet-i kerimesinin tezahür ettiği Mekke’nin Fethi’ni yazdı.

Aile dergisi olarak bu ayki söyleşimizi, Ebru Sanatçısı Meryem Quiolla ile gerçekleştirdik. Kendisi ile hakikat arayışı, Müslüman oluşu, ebru sanatıyla tanışması ve hayata dair pek çok meseleyi konuştuk.

Yolgezerin Notları’nda “Dağların Arasında Saklı Yeryüzü Cenneti: Macahel”i kaleme alan Seher Meriç’ten Gürcistan sınırındaki geniş vadinin muhteşem dokusunu okuduk.

Kalbe Dokunan Hikâyeler, Ters Köşe, Bakış Açısı, Kahve Molası ve ismini sayamadığımız diğer köşelerimiz bu ay da dopdolu bir içerikle karşınızda. Sizleri birbirinden değerli yazarlarımızla baş başa bırakırken hayat yolculuğunuzun Ahsen-i Takvim üzere devam etmesini temenni ediyoruz.

Bu kategoriden diğerleri: « Tek Bir "Dünya"mız Var