Dağların Arasında Saklı yeryüzü Cenneti: Macahel

Yazan  Seher Meriç Salı, 04 Aralık 2018 22:25
Öğeyi Oyla
(0 oy)

"İyi de ben size erken çıkalım demiştim Karagöl’den, bakın şimdi karanlığa kaldık! Burdan sonra yol daha zorlu. Bir de sis inerse yandık…”

Aradan ne kadar zaman geçti diye düşünüyorum. En azından on sene evveldi. Sisin bastırması ve kötü hava koşullarından dolayı Macahel geçidinde yaklaşık bir saat arabanın içinde mahsur kalmıştık. Nadir de olsa endişelendiğim zamanlardan biriydi. Günümüz koşullarında bu nasıl olur demeyin. Ya da siz böyle söyleyin de ben de size yıllar sonra bir kez daha ziyaret ettiğim Macahel’i anlatayım.

Şu anda öyle bir manzaraya bakıyorum ki sıra dağlar önümde peş peşe dizilmişler. Hepsinin üzeri yeşilin binbir tonunda ağaçlarla süslenmiş. Gökyüzünde pamuk gibi bulutlar var. Ve rüzgârın şarkısı kulaklarımda… Öylece bu manzaraya dalıp gitmemin bir sebebi de bu güzelliği istediğiniz zaman göremiyor olmanız. Çünkü bu bölgede yağmurlu günlerin sayısı güneşli günlere nazaran çok daha fazla. Zaten yağmur olmasa da sis öyle bir kaplıyor ki etrafı, adım attığınız yeri bile göremiyorsunuz. Nereden mi biliyorum? Çünkü hemen hemen iki senede bir buraya geliyorum ve her gelişimde günlerce sisten başka bir şey göremiyorum.

İşte şimdi bu dağların arasında saklı bir cennete doğru yola çıkacağız. Buraya “Macahel Geçidi” adı veriliyor. Yaklaşık 1900 metre uzunluğundaki bu geçit kasım ayından sonra başlayan yoğun kar yağışı nedeniyle kapanıyor. Bu yüzden bölgede yaşayanlar kış için yoğun bir hazırlık yapıyorlar. Tıpkı bu bölgede yetiştirilen Kafkas arıları gibi durmadan çalışıyor kışlık erzaklarını tedarik ediyorlar.

“Seher, hadi gidelim…” Arkadaşlarımın seslenmesiyle kendime geliyorum. Evet, yola devam etmek gerek. Hem daha size anlatacak çok şeyim var.

Öncelikle, haritada Macahel ismini boşuna aramayın, çünkü yok. Bölgenin ismi resmî olarak “Camili” şeklinde geçiyor. Macahel bu bölgenin Gürcü dilindeki adı. Tarihsel ve coğrafi olarak Macahel yöresi, Türkiye'den komşu ülke Gürcistan'a bağlı Acaristan Özerk Cumhuriyeti sınırları içerisine doğru yayılan vadinin genel adı. Vadi boyunca akan, ana kollarını Uğur-Maral ve Efeler derelerinin oluşturduğu akarsu Macahel Suyu olarak anılıyor. Bu akarsuyun, dolayısıyla vadinin, sağında ve solunda toplam 18 köy bulunuyor. Vadinin Acaristan tarafında kalan bölümü Aşağı Macahel olarak biliniyor ve on iki köyü içine alıyor. Türkiye tarafında bulunan kısım ise Yukarı Macahel olarak adlandırılıyor ve hepsi birbirinden güzel altı köyü kapsıyor. (Camili, Düzenli, Efeler, Kayalar, Maral ve Uğurlu)

Macahel, elimizin bilek kısmı (maca) ve el (hel) kelimelerinin birleşmesinden oluşuyor. Bilek, vadinin merkezindeki Camili köyünü; el ise vadiye yayılmış diğer köyleri ifade etmekteymiş. Başka bir rivayete göre ise Camili köyünün eski ismi Hertvis’miş. Bu kelime, "hevi" (dar ve derin dere/vadi) ile "irtvis" (karışma, birleşme) kelimelerinin bileşimi olup “dereler/sular birleşiyor" anlamını taşımaktaymış. Gerçekten de Efeler deresi ile Uğur-Maral dereleri Camili'de birleşiyor. Küçük bir köy gibi göründüğüne bakmayın; sağlık ocağı, PTT, yatılı ilköğretim okulu ve jandarma karakolu bulunuyor.

Hem gözünüzü hem gönlünüzü dinlendirebileceğiniz, bölgenin tüm geleneksel mimari özelliklerini kendi içinde yaşatan sevimli konaklama mekânları var. Temiz bir oda, sıcak su ve harika yemekler bulabileceğiniz konusunda garanti verebilirim. Ve tabii yıldızlara bu kadar yakınken yapılan sıcacık sohbetler…

Yörenin mimarisindeki en önemli malzeme kestane ve çam ağaçları. Bu ağaçlar doğal hâllerine bırakılıyor ve asla boyanmıyor. Macahel, köhne gibi görünen, ancak buraya özgü yapılardan oluşuyor. Bunun dışında yeni tarzda yapılar yer almıyor. Evler birbirinden ortalama 100-150 metre uzaklıkta. Tüm evler çoğunlukla fındık ağaçları ve mısır tarlaları ile çevrili. Burada yaz mevsiminde genellikle yaylalara çıkılıyor ve Macahel’in merkez köylerinde çok az insan kalıyor.

Yörenin merkezi konumundaki Camili köyüne gelir gelmez ismiyle müsemma olan camiyi görmek istedik. Ahşap mimariyle inşa edilen Artvin Borçka'daki Camili köyü camisi, ilk gördüğüm yıllara nazaran daha da güzelleşmiş, bir onarım çalışması yapılmış. 1855 yılında çığ felaketi nedeniyle yıkılan tarihî cami, köylülerin evlerinden, samanlıklarından sökerek topladıkları malzemelerle aynı yıl yeniden yapılmış. İşte birlik, beraberlik dedirten bir davranış. Caminin ilk olarak ne zaman yapıldığına dair kesin bir bilgi yok. Cami bizi kendine çekiyor, içine girince insanın canı dışarı çıkmak istemiyor. İçerisi çiçek desenleri ve dikkat çekici renklerle süslenmiş. Hele pencerelerinden görünen manzaraya doyum olmuyor. Öğle namazını bu camide eda ettikten sonra yine yola revan oluyoruz. Bu minicik köyde dolanırken Gürcistan ile sınırımız olan dar bir sokakta nöbet tutan askerlerimizi görünce her birimiz gönlümüzden geçen en samimi duaları Mehmetçiklerimiz ve vatanımız için gönderiyoruz.

Bu bölge, Birleşmiş Milletler UNESCO MAB Sekretaryasınca, 29 Haziran 2005 tarihinde biyosfer alanı ilan edilmiş. Dünyanın 25 sıcak noktasından biri, ülkemizin ilk ve tek biyosfer alanı. Peki, biyosfer nedir derseniz, kısaca, “küresel öneme sahip doğal alanların korunması ve yöre halkının sürdürülebilir gelişiminin sağlandığı dünyaca onaylı bölgeler” diyebilirim.

Bölge, insan etkisinden olabildiğince uzak kalmış. Bu yüzden de zengin bir flora ve fauna çeşitliliğine sahip. Saf Kafkas arısı, boz ayı, çengel boynuzlu dağ keçisi, dağ horozu, Kafkas engereği, Kafkas semenderi, kırmızı benekli alabalık ve göçmen yırtıcı kuşlar burada yaşayan hayvanlardan birkaçı. Özellikle saf Kafkas arısı, âdeta bu bölgeyle özdeşleşmiş durumda. Dünyada bal üretiminde en çok kullanılan arı çeşitlerinden olan Kafkas arısının yeryüzünde en saf hâliyle bulunduğu ender bölgelerden biri burası. Bu nedenle Tarım ve Köy İşleri Bakanlığınca alanda bulunan saf Kafkas arısının yaşamını sürdürdüğü yer olması açısından Gen Koruma Bölgesi ilan edilmiş. Normal arılarda dil uzunluğu 3-4 milimetre iken Kafkas arısında bu uzunluk 7 milimetreyi buluyor ve bu uzun dili sayesinde diğer arıların ulaşamadığı çiçek özü ve polenleri toplayabiliyor. Zengin çiçekli yaylalarda en ulaşılmaz çiçeklerin özlerini toplayan arılar, muhteşem ballar yapıyorlar. Macahel’deki arıcılık çalışmalarına TEMA vakfı önayak olmuş. Benim de arıcılığa merakım, buradaki arıları gördüğüm zaman başladı.

Camili köyünde yaşlılardan oluşan Macahela isimli bir koro var. Bu kişilerin hiç biri müzik eğitimi almamış olmasına rağmen çok sesli müzik yapıyorlar. Yaş ortalaması 70 olan koro üyeleri, 2004 yılında bir de albüm çıkarmış. Halen konserler vermeye devam ediyorlar. Gürcü kökenli olan sanatçılar 200-300 yıllık Gürcü şarkıları söylüyorlar. Bir miktar ödeme karşılığında kendilerini dinlemek mümkün.

Camili’ye birkaç saatlik yürüme mesafesinde Gorgit ve Beyaz Su yaylalarına gidebilirsiniz. Yalnız hatırlatayım, bu yerlerde rehbersiz yürümek biraz tehlikeli. Kaybolma ihtimaliniz yüksek. Gorgit yaylasında asırlık ağaçların bulunduğu çok eski bir orman var. Ve tabii yine yürüme mesafesinde Maralköy’de, Maral Şelalesi bulunuyor. Her geldiğimde gidip gördğüm için biliyorum, 65 metre yüksekten akan bu şelaleye iniş yolu biraz zor. İlk geldiğimizde iplerle indiğimi hatırlıyorum ama şimdilerde ulaşım daha iyi. Eğer yaz aylarında bölgeye gelirseniz ve tabii kendinize güveniyorsanız aşağıya inip bu şelalede yüzmenizi tavsiye ederim.

Yemyeşil ormanların arasındaki gizli ve derin vadilerinde yürümenin, dumanlı dağlarını seyretmenin ve geceleri elimizle tutacak kadar yıldızlara yakın olmanın yaşattığı mutluluğu anlatmak kelimelerle pek mümkün olmuyor. Bu yüzden sizlere tavsiyem, öncelikle klasik bir Karadeniz gezisi yaptıktan sonra bu bölgeye gitmeniz. Bu sayede aradaki farkı çok iyi anlayacağınızı düşünüyorum…

Şimdilik benden bu kadar, önümüzdeki sayılarda görüşmek üzere. Sağlıcakla kalın…

Bu kategoriden diğerleri: « Efsaneler Diyarı Ağrı